İnsanın kendini ifade etmesi, hayatın en önemli ve anlamlı süreçlerinden biridir. Bu süreçte okumak ve yazmak, iki temel araç olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de kendine özgü değerler taşır ve insanın iç dünyasını zenginleştirir. Ancak hangisinin daha değerli olduğu sorusu, kişinin ihtiyaçlarına, hedeflerine,içinde bulunduğu duruma hatta kisinin kendisine göre bile farklılık gösterebilir.
Okumak, insanın ufkunu genişleten, bilgi dağarcığını artıran ve farklı bakış açıları kazandıran bir eylemdir. Kitaplar, makaleler, siirler bize başkalarının deneyimlerini, duygularını ve düşüncelerini aktarır; bize bir bilgi kaynaği olur. Bu sayede kendimizi ifade ederken daha zengin bir dil kullanma imkânı buluruz. Okumak, adeta bir hazırlık sürecidir, bize ilham verir, düşüncelerimizi şekillendirir ve ifade gücümüzü artırır. Ancak okumak tek başına yeterli değildir, çünkü pasif bir eylemdir ve kişinin kendi sesini bulması için yeterli zemini sağlamayabilir.
Yazmak ise, okumanın aksine aktif bir süreçtir. İnsanın iç dünyasını, duygularını, düşüncelerini ve hayallerini kağıda dökmesi, kendini tanıma ve anlama yolunda önemli bir adımdır. Yazarken kişi, kendi dilini, üslubunu, stilini oluşturur, kendine özgü bir ifade biçimi geliştirir. Bu süreç, yalnızca başkalarına ulaşmak için değil, aynı zamanda kendi içimizdeki duyguları kağıda dökerek kabullenmek için bile değerlidir. Yazmak, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlar ve özgüvenini artırır. Ozguven arttırmasa bile bir kabulleniş sağlar. Ayrıca yazılan metinler, kalıcıdır ve başkaları tarafından okunarak etkileşim imkânı sunar, şahıslar ölse bile yazı sayesinde düşünceler ölmez. Ancak yazmak da içsel bir eylem olduğundan insan zihninin sınirlariyla kısıtlıdir ve okumanın verdiği kaynak zenginliğini sağlamaz.
Sonuç olarak, okumak ve yazmak birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki değerli eylemdir. Okumak, kendimizi ifade etmek için gerekli olan malzemeyi sağlarken; yazmak, bu malzemeyi işleyerek kişisel bir esere dönüştürür. Bu nedenle, hangisinin daha değerli olduğu sorusunu sormak yerine, ikisinin de insanın kendini ifade etme yolculuğunda vazgeçilmez ve ayrılamaz bir butun olduğunu kabul etmek daha doğru olacaktır. Her iki eylem de, insanın hem kendisiyle hem de çevresiyle sağlıklı bir iletişim kurmasına katkıda bulunur. Okumak ve yazmak, birbirini tamamlayan iki süreç olarak, insanın düşünce dünyasını genişletir ve kişisel gelişimine büyük ölçüde katkı sağlar. Bu nedenle, her ikisine de gereken önemi vermek, kendimizi daha iyi ifade etmemize ve anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu ayrılamaz ikiliden hangisinin daha önemli olduğu sorusu tamamen kişinin önceliklerine bağlıdır.
(Visited 11 times, 1 visits today)
