Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bu huzursuzluğun bir nedeni olduğunu düşündüm. Eve vardığımda karşıma bir mektup çıktı, her yeri kana bulanmıştı. Annem ve babam evde olmadığı için mektubu açmaya ilk başta korktum.
Mektubu açtım ve okumaya başladım:
Civan,
Merhaba, anneni ve babanı kaçırdım. Merak etme, onlar güvende. Onları tekrar görmek istiyorsan benimle bir oyun oynayacaksın. Eğer ben kazanırsam aileni bir daha asla göremezsin fakat sen kazanırsan aileni sana geri vereceğim. Oyun şu: Bu odada gizli bir kapı var. Onu bulursan kazanırsın.
Oyun arkadaşın.
İlk başta ağladım ama ağlamanın bir işe yaramayacağını anladım. Kapıyı aramaya başladım. Bu sırada çok acıkmıştım, bu yüzden buzdolabına doğru yürürken duvarda bir tümsek fark ettim. Tümseğe bastığım anda gizli bir oda açıldı. İçeride annem ve babam vardı, ağızları bağlıydı.am o anda gözlerim yavaşça kapandı. Uyandığımda benim de ağzım bağlanmıştı. Oyun arkadaşı “Oyunu ben kurdum ve istediğim gibi oynarım.” dedi. Ancak polisler olay yerine vardığında onun için her şey bitmişti.
