Özel Bir Gün mü Özel bir Duygu mu?

O sabah uyandığımda her şeyin çok farklı olacağını hiç tahmin etmemiştim. Gözlerimi açtığımda odam aynıydı, ama burnum sanki bir dedektif gibi çalışmaya başlamıştı! Meğer o gece dünyadaki herkesin bir duyusu aşırı güçlenmiş. Benim şansıma (ya da şanssızlığıma) payıma düşen süper güç koku almak oldu.

Yataktan kalktığım an, mutfaktan gelen kokular burnuma bir fırtına gibi çarptı. Sadece “kahvaltı kokusu” demiyorum; annemin krep tavasına sürdüğü tereyağının tazeliğini, babamın taze öğüttüğü kahve çekirdeklerinin her bir tanesini, hatta yan komşumuzun bahçesindeki nergis çiçeklerinin polenlerini bile ayrı ayrı hissedebiliyordum. Burnum adeta görünmez bir harita gibiydi.

Sokağa çıktığımda ise hayatım tamamen değişti. Eskiden sadece “hava” diye içime çektiğim şey, şimdi binlerce hikaye anlatıyordu. Okula yürürken fırından çıkan ekmeklerin sıcaklığını, üç sokak ötedeki ıslak asfaltın kokusunu ve yanımdan geçen insanların hangi şampuanı kullandığını anında anlıyordum. Hatta arkadaşım Kerem’in sabah kahvaltısında gizlice çikolatalı ekmek yediğini, yanına gittiğim an anladım! “Nereden bildin?” diye sorduğunda sadece gülümsedim.

Tabii bu durumun zor yanları da vardı. Okulun kantinindeki karışık yemek kokuları bazen başımı döndürüyordu. Çöp kutularının yanından geçerken nefesimi tutmak zorunda kalıyordum. Ama en güzeli neydi biliyor musunuz? Yağmur yağmaya başladığında toprağın çıkardığı o eşsiz kokuyu, sanki dünyanın en güzel parfümüymüş gibi en derinden hissetmek…

Artık dünyayı gözlerimle değil, burnumla tanıyorum. Renkleri görmek güzel ama kokuların o gizli dünyasında yolculuk yapmak çok daha heyecan vericiymiş.

(Visited 1 times, 1 visits today)