Paralel Evren

Bir zamanlar İdil adında bir kız yaşarmış. Bir sabah, saat daha beş sularında uyandığında odasını dolduran tuhaf bir ışık görmüş. Aslında her şey, o ışığın pencereden içeri dolduğu anda başlamış. İdil önce bunun bir hayal olduğunu düşünmüş ama gözlerini ovuşturmasına rağmen ışık kaybolmamış. Artık ışığın gerçek olduğuna inanmış.

Oda yavaş yavaş kaybolurken ışık yoğunlaşmış ve ağırlaşmış. İdil’in gözleri kararmaya başlamış. Bir an, “Kendimi bıraksam ne olur?” diye düşünmüş. Gerçek ile hayal arasındaymış ve ne yapacağını bilememiş. Tam o anda her şey durmuş, gözleri kapanmış ve kendini çok hafif hissetmiş. Ne görebiliyor ne de duyabiliyormuş.

Birden “Bam!” diye bir sesle tekrar odasındaymış. Her şey normal görünüyormuş. Annesi odaya girmiş; elinde daha önce hiç görmediği teknolojik eşyalar varmış. Durumu anlamaya çalışırken annesi:
“Hadi kızım, uyan artık ve mutfağa gel kahvaltını et, sonra okula git. Geç kaldın diye de bize kızıyorsun.”
demiş.

İdil, hiçbir şey anlamasa da “Tamam anne, geliyorum.” demiş. Üstünü giyip mutfağa doğru ilerlemiş. Şaşkınlığı artmış; evinde her yerde hologramlar varmış, neredeyse hiçbir eşya somut değilmiş. Mutfağa geldiğinde kendini bir hiçlik gibi hissetmiş ve bayılmış.

Uyandığında tekrar odasında olduğunu görmüş. “Umarım bu sefer gerçek dünyamdayım.” diye düşünmüş. Annesi yanına geldiğinde bu sefer eski kıyafetler giymişmiş ama önceki seferkinde söylediği sözleri yine etmiş. İdil artık yorgunmuş, sürekli korkmaktan ve şaşırmaktan bıkmış.

Bu evrenden kaçmaya karar vermiş ve kapıyı açıp dışarı koşarken “Umarım bu sefer evime dönerim.” demiş. Tekrar uyandığında bu kez her şey normalmiş.

Annesi onun ayakta olduğunu görünce hızlıca hazırlanmasını söylemiş. İdil, tereddüt içinde olmasına rağmen durumu kabul etmeye karar vermiş. Annesi fark etmiş ve ne olduğunu sormuş ama İdil kimseye hiçbir şey anlatmamış. Bu, onun küçük ve gizemli sırrı olarak kalmış.

(Visited 2 times, 1 visits today)