Her şey o tuhaf ışığın içeri girmesiyle başladı.
Normal bir sabahtı. Kalktım, kahvaltımı yaptım. Hazırlanmak için odama gidiyordum. Pencereden parlak bir ışık içeri girdi. Evde tek başımaydım. Annem çoktan işe gitmişti. Korkmaya başlamıştım.
Bir anda gür bir ses bana şöyle dedi:
“Gözünü kapat ve gitmek istediğin yeri düşün. Ama sakın ‘Parlak ışık, götür beni oraya’ diye düşünme.”
Ben de dediklerini yaptım. Hawaii’yi düşündüm; çünkü kış günü sahilde sıcaklaşmak neden olmasın ki? Bana yine aynı gür ses,
“Gözünü aç,” dedi.
Gözümü açtığımda kendimi bir sahilde, kumların üzerinde otururken buldum. Annemi aradım. Annem bir şezlonga oturmuş, telefonuna bakıyordu.
“Anne! Biz kışın ortasında burada ne yapıyoruz?” diye sordum.
Annem,
“Kışın ortası mı kızım? Bugün 3 Temmuz 2026,” dedi.
Şok geçirdim. Resmen zaman ileri akmıştı. Yine aynı ses bana,
“Unutma, geri dönmek için de aynı şeyleri söyle,” dedi.
Ben de aslında yakınlarda ABD’ye gidiyordum ama yine de oraya gitmek istedim. Aynı şeyleri yaptım ve Amerika’daydım. Orada gezdim, koştum. Artık gitme vaktimin geldiğini anladım ve eve döndüm.
Bu kadar.
