Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Gözlerimi zor açabildim. Yatağımdan kalkıp pencerenin önüne geçtim. Işık gözlerimi yakıyordu. Görüntü netleştiğinde ise gözlerime inanamadım. Karşımda, yüzü olmayan bir yaratık vardı.
Hemen pencerenin önünden çekilip derin bir nefes aldım. Aceleyle merdivenlerden aşağı inip anneme olanları anlatmak istedim ancak orada olmadığını fark edince olduğum yerde kaldım. Korkudan nefes nefese kalmıştım. Nefeslerimi hiç bu kadar ağır ve derin hissetmemiştim. O anda korkuya daha fazla dayanamayarak yere yığıldım ve bayıldım.
Uyandığımda farklı bir boyuta geçmiş gibiydim. Her şey tıpatıp aynıydı ama aynı zamanda tamamen farklıydı. Ellerim ve ayaklarım titriyordu. Tüm gücümü toplayıp ileri doğru adım atmaya başladım. Attığım her adımda vücudum daha da ağırlaşıyordu.
Bir anda karşımda gölgeye benzeyen bir cisim belirdi. Ne olduğunu anlamak için yaklaştığımda kayboldu. Onun arkamda olduğunu bilmiyordum. Derken içimden sesler gelmeye başladı. Bunun normal sesler olmadığını farkındaydım. Meğer o yaratık başından beri içimdeymiş.
Etrafımdaki ışıklar birden yanıp sönmeye başladı, sanki canlanmış gibiydiler. Merdivenlerden gıcırdayan sesler geliyordu. Bunun ayak sesleri olduğunu anladım. Hemen koşup masanın altına saklandım. Ayaklarını görebiliyordum. Gerçek bir insan bacağına benziyordu ama ayaklarının yerinde pençeler vardı.
Nefes almamaya çalışıyordum ancak buna fazla dayanamadım. Bir anda derin bir nefes aldım. O an, ayağının bana doğru yöneldiğini fark ettim. Beni duyduğunu anlamıştım. Masayı tek hamlede kaldırıp duvara fırlattı. Bu kadar güçlü olabileceğini hiç düşünmemiştim.
İşte tam o anda yüzünü gördüm. Bana saldırmak üzereyken birden uyandım.
Meğer yaşadıklarımın hepsi sadece bir rüyaymış.
