Rüya Gibi Bir Hayat

Ayazı sert, meltemi hoş gelen bir sabaha uyandım. Mevsimler resmen birbirine karışmış, göğsümde karmaşık duygular hissettiriyordu. Sanki daha önce hiç bu yoğunlukta ve karışıklıkta bir belirsizlik içinde kalmamıştım.

Daha 2 gün önce, salı günü, “Osmanlı Padişahları’nın Aşk ve Savaş Arasındaki Çelişki” adlı bir kitap okumuştum. Acaba onun etkisindemi kaldım diye etrafa dokunmaya ve üstümü başımı incelemeye başladım. Birkaç dakika sonra 3 tane hizmetçi gelip “ Kahvaltı hazır Sultanım” dediler. Donup kalmıştım resmen. Hizmetçi kızlardan en yaşlı duranı iyi olup olmadığımı, eğer ki şehzadeyle ilgili bir sorun varsa, derhal hanedan hekimine götürülmem gerektiğini söylediler. Bir kaç dakika yine kendimi dış dünyadan soyutlayarak düşündüm, hem Osmanlı’nın en şanlı döneminde bir Sultanım, üstüne üstlük bir de çocuğum, oğlum olucak. Acaba ben hangi sultandım diye bir düşündüm ve aynaya yöneldim.

Altın kaplamalı, zümrüt ve yakut detaylı boy aynama şöyle bir baktım ama kim olduğumu bir türlü çıkaramadım. Sonradan adımın Yasemin Sultan olduğunu öğrendim. Normal dünyevi yaşantımdaki tarih, edebiyat veya coğrafya derslerinde böyle bir Sultanın bahsi geçmemişti. Fakat okuduğum kitap, bir wattpad yani kurgu kitabıydı. Bu nedenle kitaptaki karakterin dünyasına gelmiş olmam çok muhtemeldi. Kitabın konusu Rönesans dönemindeki bir Padişahın, aşkı ve savaşı aynı anda yönetmesindeki çektiği zorlukları ve edindiği tecrübelerini ele alıyordu.

Hizmetçilere bir sorunun olmadığını, sadece karnımın acıktığını söyledim. Üstümdeki geceliği değiştirmem için yardım gerekip gerekmediğini sorduklarında evet dedim çünkü, kıyafetlerin nasıl giyileceğini biliyor olsamda, hamile bir kadın nasıl giyer hiçbir fikrim yoktu.

Yardımcılarında uzun süren çabalarının sonucunda haki yeşil, saten bir kumaştan Anadolu motifleri ile donatılmış bir elbise giyiyordum. Sofra hazır olduğunda bütün cariyeler toplandı ve hep birlikte yemeye başlamıştık. Padişahın nerede olduğunu sorduğumda her zamanki gibi sefere çıktığını söylediler.

Kahvaltıdan sonrada beni odama kadar götürdüler ve uyuma vaktimin geldiğini söylediler. 3 saat sonra kaldırılıp, karşı ülkenin kraliçesi ile çay içeceğim söylendi. O kadar yorgun hissediyordum ki, gözlerimi kapattığım an uyumuştum. Uyandığımda beni bir alarm sesi uyandırdı, ki bu gerçekten şaşırtıcıydı, ve gözlerimi açtığımda tabii ki de evde olduğumu fakat kitabı okurken uyuya kaldığımı fark ettim. Demekki kitaba kendimi fazla kaptırmıştım.

Hatta o kadar fazla sevmişim ki, kitabı kaldırıp sayfa sayısına baktığımda son sayfada oldugumu öğrendim. O sayfayı okuyunca kitabın sonunu öğrenecektim. Normalde yarın bitirmeyi planlıyordum fakat dayanamayıp okudum, ve tahmin edersinizki, hikayenin sonumda Yasemin Sultan, büyük aşkı Padişahımız için savaş alanında kılıçlar, hançerler önüne atlayıp yaşamına son veriyor. Padişahımızdan ise son bir dileği oluyor, o da anılarının yazıldığı günlüğün yazıya geçirilip, ona olan aşkını romanlaştırmaktı.

(Visited 7 times, 1 visits today)