Rüzgar’ın Oğlu

“Evet Rüzgar Bey, seyircilerimize hikayenizi bir kez daha anlatabilir misiniz?”

(Aslında bunu bininci kez anlatmak istemiyordum ama ne yapabilirdim?  Anlatmaya başladım…)

“Merhaba, ben Rüzgar Şimşek. Bir koşu sporcusuyum. Aslında çoğu sporcu gibi küçüklüğümde bu spora hiçbir tutkum yoktu. En azından sekiz yaşıma kadar.

Küçükken çok tembeldim. Koşucu olmak mı? Ben koltuktan kalkıp su almaya bile üşenirdim. Neyse… O gün, sıradan bir 3. sınıf okul günüydü. En azından ben öyle sanmıştım. Sabahçıydım. 5. derste, yani son derste, sınıfa yaşlı bir öğretmen girmişti. Derisi yılların etkisiyle buruşmuştu. Ben bu düşüncelere dalmışken kalın sesiyle “Yarın bir koşu yarışması olacak. Kazanana iki çift ayakkabı verilecek.” dedi. Bir anda yerimden sıçramıştım. Sınıf kapısını çarpıp çıkıp gitti.

Sınıfta herkes birbirine bakıyor, gözleriyle ‘Katılıyor musun?’ diye soruyordu. Tabii ki ben katılmayacaktım.

Eve döndüğümde, annemle babamın konuşmalarını duydum. Meğer uzun zamandır bana yeni bir ayakkabı almaya çalışıyorlarmış. Uzanıp ayaklarıma baktım. Ayakkabımın ucundan parmaklarım fırlamıştı. Üzülmüştüm. (Aslında ağlamıştım.)  O gün kararımı verdim: Yarışmaya katılmalıydım. (İyi ki de katılmışım.)

Yarışma günü geldi. Arkadaşlarımın ayakkabıları yepyeniydi. Benimkiler de güzeldi sanırım? Yani yırtıktılar, pistiler ve üstelik sıkıyorlardı. 3. derste, o yaşlı adam tekrar geldi. Bu kez daha yumuşak bir sesle “Benim adım Yakalı. Sınıfınızda en iyi koşanın antrenörü olacağım.” dedi. (Yakalı mı? O ne biçim isim!) Onun antrenörüm olmasını hiç istememiştim ama zaten yarışmayı kazanmam bile başlı başına bir şanstı.

Bizi sıraya sokup bahçeye indirdi. Bahçede koşu kurdelesi bile vardı. O an her şey bana çok ciddi gelmişti. Meğer adamın niyeti gerçekten ciddiydi.

Herkes yerini aldı.
“HAZIR… KOŞ!”
Koşmaya başladım ama nasıl! Herkes arkamda kalmıştı, bir kişi dışında. O neredeyse bitirmişti. Üzülerek yavaşladım. Gözlerim dolmuştu. “Saniyelerle yarışıyordum… Bir mucize olsa…” diye düşünüyordum ki…

Birden hızlandım! Ne oluyordu? Bacaklarım benden bağımsız çalışıyordu! Ne olduğunu anlayamamıştım ama birinci olmuştum!

Antrenör beni havaya atmıştı, tıpkı babam gibi. Sonra ismimin çığlıkları arasında ödülüm, yani ayakkabılar, elime verildi. Annemle babam daha önce almayı düşündükleri ayakkabıyı mağazaya geri götürdüler ve antrenörüme de teşekkür ettiler.

İşte o günden sonra antrenörümle maçlara hazırlanmaya başladık. Benim tutkum, 8–9 yaşlarımda başladı.”

“Evet Rüzgar Bey, bize ayrılan sürenin sonuna geldik. (Sanki burada kendi isteğimle konuşmuşum gibi.) Belirtmek istediğiniz başka bir şey var mı?”

“Hayır, teşekkür ederim.”

“O zaman iyi akşamlar dileriz. Ünlülerden Yaşantılar programı sona ermiştir.”

(Visited 14 times, 1 visits today)