Yıldızlı Gece

Sanat Ve Toplumsal Gelişim

“Sanatın olmadığı toplumlar hızlı gelişemez.” tarzı bir görüşler, tarihsel örnekler incelendiğinde yanlış olduğu kanıtlanmakta. Çünkü sanat gereksiz, yalnızca estetik bir hobi değil, aynı zamanda düşündüren, eleştirme kabiliyetini güçlendirebilen ve yaratıcılığı teşvik eden bir şeydir. Bir toplumun hızlı gelişebilmesi için yeni şeyler üretebilmesi, sorunlara farklı perspektiflerden bakabilmesi ve halkın özgürce düşünebilmesi gerekmekte. Sanat, insanları hayal kurma ve sorgulamaya iter. Bu beceriler bilim, teknoloji ve ekonomi gibi alanlarda ilerlemenin temelini oluşturur.

Tarih boyunca sanatın geliştiği toplumlarda bilim ve düşüncede ilerlendiği görülmektedir. Rönesans dönemi süresince avrupa, bunun örneklerinden biridir. Resim, heykel, mimari ve edebiyatta yaşanan gelişmeler, teknolojik ilerlemeleri de beraberinde getirmiştir. Sanatın olmadığı ya da geri planda bırakıldığı toplumlarda düşünsel olarak bir durgunluk ortaya çıkabilir. İnsanlar sadece ezberlenmiş bilgileri tekrar eder, yeni fikirler üretmezler veya üretmekte zorlanırlar. Bu durum, o toplumun değişen dünya koşullarına uyum sağlamasını zorlaştırır. Ayrıca sanat, toplumsal bir birlik ve bir kimlik duygusunun oluşmasında da çok önemli bir rol oynar. Müzik, edebiyat ve görsel sanatlar gibi öğeler sayesinde insanlar ortak değerler sayesinde birleşir. Bu birliktelik, toplumun beraber çalışmasını sağlayarak yaşadıkları ülkeyi geliştirmelerini sağlar.

Günümüzde, rekabetin arttığı dünyada, yalnızca teknik bilgiye sahip insanlar yeterli değildir. Yaratıcı ve farklı bakış açıları olan insanlar ön plana çıkmaktadır. Sanat eğitimi, sadece ülke bakımından yararlarından öte, insanın kendisine bu değerli özellikleri kazandırmakta ve bu kişisel olarak onu daha da değerli kılar. Eğer bu özellikler genel olarak mevcut ise toplumsal gelişim hızlanır. Sanatı ihmal eden toplumlar, geride kalma riskiyle karşı karşıya kalır. Gerçek ilerleme, sanatın desteklendiği toplumlarda meydana gelebilir.

Düşünsel olarak durgunluk gerçekleşmiş (geri kalmış) devletler, kendilerine yetemedikleri için tamamen dış devletlere hem iktisadi hem teknoloji bakımından tamamen bağlı hale gelir ve kendi öz bağımsızlığını kısmen yitirir. Ülkede dış borçlar tavan yapar ve kaynaklar ucuz ve belki de kölelik tarzında bir iş gücü ile çıkartılır ve devlet ekonomik olarak sömürüye tamamen açık kalır. Ülkenin iktisadi durumda bağımsızlığını kaybetmesi ve tamamen dışarı bağlanması sonucunda dış güçlerin siyasete müdahalesi kolaylaşır. Zamanla devletin siyasi özgürlüğü tehlike altında kalır. Fırsat eşitsizliği toplu göçlere neden olur ve toplumsal gerilimi artırır. Dışarıya bağımlı kalmış ülkelerin milli benlikleri ve kültürleri zamanla yok olma teklikesi ile karşı karşıyadır. Bir süre sonra artık ülke artık tekrar gelişemeyecek ve kalkınamayacak bir ülke haline gelmesi kaçınılmazdır.

Sonuç olarak sanatın olmadığı toplumların gelişmesi oldukça zordur. Sanat; toplumda yaratıcılığı ve eleştirel düşünceyi oluşturmayı sağlar ve toplumların ilerlemesine katkı sağlar. Bu nedenle sanat, toplum  için sadece lüks ve estetik olarak yapılmamakta, sürdürülebilir gelişme için yapılmakta. Gelişmeyi başaramayan ülkeler bağımsızlıklarını yitirir.

(Visited 6 times, 1 visits today)