Bence sanat, bir insanın iç dünyasını hiçbir sınır olmadan dışarıya yansıtabildiği en özel alandır. Resim yaparken, bir enstrüman çalarken veya tiyatro sahnesinde bir karakteri canlandırırken tamamen özgür olmamız gerektiğine inanıyorum. Eğer bir sanatçı “Bunu çizersem insanlar ne der?” ya da “Bu şarkıyı söylersem başım ağrır mı?” diye korkarsa, ortaya çıkan eser gerçek bir sanat eseri değil, sadece başkalarını memnun etmeye çalışan bir kopya olur. Sanatın ruhu, kısıtlamaların bittiği yerde başlar.
Sanatın özgür olması gerektiğinin en önemli nedeni, toplumların bu sayede gelişmesidir. Tarih boyunca gördüğümüz birçok büyük sanatçı, kendi dönemlerinde alışılagelmişin dışına çıktıkları için eleştirilmiş ama bugün dünyayı değiştiren isimler olarak anılıyorlar. Örneğin, bir ressam toplumdaki bir haksızlığı tuvaline yansıttığında, bu sadece bir resim değil, aynı zamanda bir farkındalık yaratma aracıdır. Eğer bu fikirleri özgürce ifade edemezsek, sorunlarımızı konuşamaz ve yerimizde saymaya devam ederiz.
Sonuç olarak sanat, dünyayı daha renkli ve yaşanabilir bir yer haline getirir. Tabii ki sanat yaparken başkalarına hakaret etmemek veya zarar vermemek önemlidir; ancak eleştiri ve farklı fikirler her zaman özgürce dile getirilmelidir. Bir toplumda tiyatro oyunları sansürlenmiyor, tablolar korkusuzca sergilenebiliyor ve şarkılar özgürce söylenebiliyorsa, o toplumda hayal gücü ve huzur var demektir. Kendi adıma, her gencin ve sanatçının fikirlerini en yaratıcı yollarla, korkmadan anlatabildiği bir gelecek hayal ediyorum.
