Bir toplumun gelişmişliğine bakarken yalnızca ekonomik gücü, sağlık teknolojileri ve nüfusu değil, kültürel ve düşünsel birikimi de değerlendirilmelidir. Bu kültür birikiminde sanatı gözden geçirilir. Bir yandan da sanat düşünülünce sadece resim gelmemeli akla. Edebiyatı, müziği, dokumaları, dansı, geleneksel kıyafetleri… Peki, sanat olmadığı toplumlar gelişir mi, gelişmiş midir?
Sanatın olmadığı toplumlarda bireyler sadece maddi ihtiyaçlarına yönelir, ruhsal ve zihinsel ihtiyaçlarının farkına varmada zorlanır. Çünkü sanat, insanın düşünme ve sorgulama yeteneğini geliştirir. Sanatla iç içe olan bireyler olaylara ve dünyaya farklı açılardan bakabilir, eleştirel düşünebilir. Oysa sanata önem vermeyen, cahil sayılabilecek kesimlerde bireyler ezberci düşünceye yönelir, nasıl gördüyse onu sınır sayıp uygular ve o sınırı aşamaz.
Ayrıca sanat, toplumun kimliğini ve ortak hafızasını oluşturur. Kısacası kültürü oluşturur. Edebiyat, müzik, resim, tiyatro gibi dallar gelişir, toplumun tarihini ve değerlerini yansıtır, gelecek nesillere aktarır. Sanatsız toplumlar, yani kültürü olmayan toplumlar, geçmişleriyle bağ kuramaz, köklerini kaybederler.
Bunlarla beraber empati duygusunu da güçlendirir. İnsan, sanatla aktarıldığı kadar bir başkasının duygu durumunu anlar. Mesela edebiyatla aktarılan duygular, müzikle söylenen durumlar… Farklı hayatlara saygı duymayı öğretir. Bu da toplumsal barış ve hoşgörüyü artırır. Sanatsız toplumlarda asabi duygular hakimdir, anlayış ve merhamet zayıftır, bireyler arası bağlar oluşmaz.
Sanatın bireyi özgürleştirdiği de bir gerçektir. İçini insanlara açmaya korkan sanatçılar duygularını yazıya, dansa veya müziğe döker. Bu sadece duygu ve düşünce aktarmak için değil, kendine zaman ayırmak için de yapılır.
Sanat her yönüyle bir kenara, matematikle bile aynı düşünsel temelden beslenir. Matematikteki düzen, oran ve mantık sanattaki ritim, denge ve estetik ile kendi dallarında aynı kefededir. Özellikle mimaride, resimde ve müzikte matematiksel oranlar ve simetri sanatsal güzelliğin temelini atar. Altın oran ve ritmik tekrarlar bu ilişkinin açık birer örneğidir.
Son olarak da teknolojiyi geliştirir. Sanat, yaratıcılığı ve hayal gücünü besleyerek yeni teknolojilerin oluşmasına yol açar. Mimari beceriler, bir cihazın dış görünüşü, yazılım gibi yerlerde estetik düşünce ve özgünlük sanattan gelir. Sanatla desteklenmeyen toplumlarda teknoloji sadece var olmak için varken, desteklenen toplumlarda işlevsel, estetik ve yenilikçi teknolojiler bulunur. Bu yüzden sanat görünmez bir güçtür.
Sonuç olarak sanat; bireyi özgür ve özgünleştirir, toplumu bilinçlendirir, ilerletir. Sanatın önemsenmediği kesimler sadece var olur, yerinde sayar, gerçekten gelişmez. Çünkü sanat, insanı insan yapar ve yeniliklere yol açar.
