ŞEFFAF İNSANLAR & PARLAK YALANLAR

Bir gün uyandığında herkesin duygularını gördüğünü; herkesin kıskançlıklarına, sevinçlerine, yalanlarına, kötülüklerine ve daha birçok olayına şahit olduğunu düşün. Sence böyle bir şehirde yaşanabilir miydin? Bugün sana “Duygular” şehrindeki bir günümü anlatacağım.

Sabah kalktığımda tabii ki soluk bir renkte uyanıyorum. Annem ve babam da yine soluk bir renkteydi. Okula gidip ilk derse girdiğimde biraz enerjim olduğu için koyu sarıydım. Hasan Öğretmen ise enerjik olduğu için sarı renkteydi. Sonrasında Selver Öğretmen derse gelince ben normal pembe rengime, yani mutluluk rengime, dönmüş oldum. Selver Öğretmen de Hasan Öğretmen gibi enerjik ve mutlu olduğu için sarı ve pembe renkteydi. Ama derste birileri konuşunca kırmızı renk oluyor ve bütün sınıf mavi renge dönüp dersi dinliyorduk. Sonrasında Ms. Gizem de enerjik bir şekilde derse giriyor ve mutlu şekilde çıkıyordu. Son ders Frau Sevinç’in dersi olsa da olmasa da herkes yorgun ve bitkin olup dersi dinliyorduk ve gün böyle kapanıyordu.

Ama sanırım en kötü kısım trafik veya sokak oluyordu çünkü insanlar trafikte agresif ve kızgın oldukları için hep kırmızı oluyorlardı. Aramızda kalsın ama trafik ışıkları ile uyumlu oluyorlar.

İşte ilk gün böyle bitiyordu. Ama güzel bir yanı da vardı. En azından evcil hayvanımın mutlu, üzgün, kızgın vb. duygularda olduğunu anlıyorduk. Böylelikle mutlu ise mutlu olduğu şeyi yapıyor ve onunla ilgileniyorduk. Peki neden başlığımı “Şeffaf İnsanlar” diye koyduğumu biliyor musunuz? Oradaki şeffaf biraz mecaz anlamda. Yani içi dışı bir şekilde bildiğimiz ve gördüğümüz için adını “Şeffaf İnsanlar” koydum. İşte böyle. Sizce gerçek hayatta böyle bir şehirde yaşasaydık nasıl olurdu? Bazen komik, bazen üzücü olabilir. O yüzden normal şekilde sadece ne olduğunu kendi içimizde bizim bilmemiz bence daha iyi.

(Visited 4 times, 1 visits today)