Eğer şehrimizin bir dili olsaydı bize hem kötü hem de iyi şeyler söylerdi. Söyleyeceği iyi şeyler insanların dünyayı iyi kullanması olurdu. Kötü olanlara gelince, şehrimiz bize derdi ki: “Sevgili insanlar, siz bu şehri ve ülkemizi iyi kullanmıyorsunuz. Etrafa çöpler atıyor, binalar inşa edip doğal alanları yok ediyorsunuz.”
Bize derdi ki: “Çöpleri yere atmayın. Geri dönüşüm kutuları var, çöplerinizi onlara atın. Bana veya doğaya atmayın.”
“Daha fazla ev inşa etmek yerine doğanın tadını çıkarın çünkü yakında insanların sorumsuzluğu yüzünden doğa diye bir şey kalmayacak. Zaten yapılan evler yetti de arttı.” derdi.
Şehrimiz bize derdi ki: “Siz bu doğayı korumazsanız yaşayamazsınız çünkü nefes alacak bir ortam kalmaz.”
