Frau spricht zu Sprachassistent

Sessiz Gürültü

Bir sabah uyandım, ne bir alarm sesi, ne tıkırtı, ne de araba sesleri… Sadece ama sadece insan gürültüsü duyuyordum. Yan komşumuz olan Mine teyze, yeni diktirdiği perdeleri beğenmemiş, içten içe üzülüyor ve onları nasıl saklarım diye düşünüyordu. O an insanların zihnini okuyabildiğimi fark ettim. Sadece insan mırıltılarını duymak o kadar rahatsız ediciydi ki…

Elimi yüzümü yıkayıp kahvaltıya geçtim. Annemin yanına gittiğimde, o kahvaltıyı hazırlarken bir yandan da günün planını yapıyordu. Zihninde tam olarak şunları duyuyordum: “Halıları yıkamaya ver, ev alışverişi yap, çocuğu okula gönder, yemek hazırla, işe git… Hmm, sanırım hepsi bu.”

Okula doğru giderken yanımdan geçen insanların zihnini okumaya karar verdim. Herkes neredeyse bir koşuşturma içindeydi. Hatta birinin zihninden şu cümleler geçiyordu: “Otobüse yetişebilecek miyim acaba? Ne güzel, çocuk sakin sakin okuluna yürüyor, bense işe yetişebilmek, üç kuruş para kazanmak için duraktan durağa koşturuyorum.”

Neyse ki okula varmıştım. Sonunda yapmak istediğim şeyi yapabilecektim: Arkadaşlarımın benim hakkımdaki düşünceleri! O kadar merak ediyordum ki… Sabah bu yeteneğimi fark ettiğimden beri bunu yapmak istiyordum; çünkü uzun zamandır benim hakkımda iyi şeyler düşündüğünü zannetmediğim kişiler vardı. Sınıfa girdim, ders başladı. Öğretmenime bir soru sorduğumda, zihninde geçen şey şuydu: “Ne kadar da meraklı, onun bu yönüne bayılıyorum.”

Çok mutlu olmuştum, ta ki o, beni çok sevdiğini düşündüğüm arkadaşımın yanına gidene kadar. Onun yanına gittiğimde şu cümleleri duydum: “Of, gene geldi ya… Şimdi bir sohbet açacak, dün yaptığı şeyleri soracak ve bir sürü anlamsız sorular soracak; en sevdiğin hayvan ne, bu şeyden hoşlanır mısın? Çok sıkıcı…”

Onun o güler yüzü, o an benim için simsiyah bir yüz olmuştu. Kalbim öyle kırılmıştı ki ne diyeceğimi bilemedim. Güler yüzle “Günaydın” deyip yanından ayrıldım. O ise şaşkın bakışlarla arkamdan bakakaldı.

Banka oturup bekledim. Tam o sırada yanıma çok yakın olmadığım ama tanıdığım bir kız geldi. Onun da zihninden şu cümleler geçiyordu: “Ne oldu acaba, neden tek başına oturuyor? Acaba biri bir şey mi yaptı? Umarım kalbi kırılmamıştır.”

Bunları duyduğumda o kadar mutlu oldum ki ona sakince sarıldım, o da bana sarıldı. Böylece kimin gerçek dost, kimin sahte dost olduğunu öğrenmiş oldum.

(Visited 4 times, 1 visits today)