Pazar sabahı yatağımdan uyandım ve gördüklerime inanamadım. Normal bir dünyada değildim, her yer rengarenk ve duygu toplarıyla doluydu. Evet, gerçek olmadığını düşünebilirsiniz ama gördüklerim tamamen gerçekti.
Hemen yataktan kalkıp mutfağa koştum, babam genellikle orada olurdu ama bu sefer yoktu. Annem en çok vakit geçirdiği salondaydı; o da yoktu. Koşarak köpeğimize baktım, o da ortada yoktu. Dışarı çıktığımda fark ettim ki aslında kendi beynimin içindeydim; yani beynimdeki duyguların içinde yaşıyordum.
İlk olarak korku hissettim, sonra üzüntü, kızgınlık, kıskançlık ve mutluluk duygularını sırayla yaşadım. Ama bu bir trajedi gibi değildi; tam tersine her şeyi deneyimledim. Karşıma bir korku sembolü çıktı ve bana “Ben odanın korku sembolüyüm.” dedi. Ben de “Sen benim duygumsun.” dedim.
Korku bana “Buradan çıkmak için bütün duygularını ve kayıp hatıranı bulmalısın.” dedi. Ona yardım etmesini istedim ve kabul etti. Yolumuza koyulduk.
İlk karşılaştığımız duygu üzüntüydü. Ağlıyordu ve depresyona girmiş gibiydi. Ona “Sen üzüntü olmalısın, bana yardımcı olur musun?” dedim. O da kabul etti.
Sonra sinir (öfke) geldi. Kulaklarından duman fışkırıyordu ama ona da yardım etmem gerektiğini anlattım. Sinirli olsa da kabul etti. Ardından kıskançlık çıktı. Başlangıçta sert davransa da ailemi özlediğimi ve buradan çıkmak istediğimi anlattım, o da yardımcı oldu.
Son olarak neşe ile karşılaştık. Ona sarıldım ve ailemi çok özlediğimi söyledim. Neşe, kayıp hatıraları bulmam gerektiğini söyledi. Hep birlikte hatıra çöplüğüne gittik. Burada geçmişte yaşadığım bütün hatıraları ve duyguları gördüm. En güzel hatıramı bulduğumda, bana nasıl geri döneceğimi anlattılar: Hatırayı tutup yukarı attım, böylece beynime geri dönebildim.
O gün anladım ki duygularımızı tanımak ve hatıralarımızı hatırlamak bizi güçlü kılar. Ve ailemizle yeniden bir araya gelmek, yaşadığımız en büyük mutluluk olur. ❤️
