Sokak Lambasının Altında

Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında beklerken içimde açıklayamayacağım bir huzursuzluk belirdi.

Lambanın ışığı arada bir titriyor, gölgemi kaldırımda uzatıp kısaltıyordu. Ara sıra kolumdaki ince işlemeli kol saatine bakıp zamanı kontrol ediyordum ama yüzümde hep aynı hayal kırıklığı vardı. Yüzümü buruşturup hiç gelmeyeceğini kendime kabullendirmeye çalıştım ama nafileydi. Bir türlü içimdeki umut sönmüyordu, beklemeye devam etmek istiyordum.

Yanımdaki banka oturmak için çömeldim. Loş ışıkta kafamı yaslayıp yalnızca onun gelmesi için bekledim. Derken bir ayak sesi duydum. O kadar umutlanmıştım ki onun geldiğini sanıp yerimden zıpladım. Ayak sesi ağırlaştıkça daha da mutlu oluyordum. Ucu sivri siyah ayakkabıları görünce anladım. Bu babamdı. Gelmişti. Uzun süredir iş gezisindeydi ve sözünü tutmuştu.

Yüzümde kocaman bir gülümseme belirdiği anda ona sarılmam bir oldu. O kadar mutlu olmuştum ki içim içime sığmıyordu. Babanın elini tutup eve yürümek için yöneldim ama birden biri kolumdan dürtüyormuş gibi hissettim. Gözlerimi hızlıca açtığımda anladım ki aslında rüya görüyormuşum. Şu küçük, sevimsiz bankta uyuyakalmışım, kendimi türlü türlü hayallerle avuturken. Gelip gelmeyeceğini tam kestiremezken yine uykusuzluktan gözlerim ağır ağır kapandı.

(Visited 2 times, 1 visits today)