Sabah uyandığımda televizyon açıktı. Annem, televizyonu izlerken yumurta kırıyordu. Yüzü oldukça endişeli görünüyordu. Ona ne olduğunu sordum, o da gözüyle televizyonu işaret etti. Buna inanmak çok zordu ama hava durumu sunucuları, kelime yağışı beklendiğini söylüyordu.
Önce bunun saçma olduğunu düşündüm. Anneme yalan olduğunu kanıtlamak için balkona çıktım ve ona el salladım. Tam o sırada üzerime bir şey düştü. Endişeyle baktığımda bunun bir “k” harfi olduğunu gördüm. Hızla içeri girdim ve korkuyla tekrar televizyona baktım.
Annem hemen,
— “Bugün asla okula gitmemelisin!” dedi.
Ama sınavım vardı ve gitmek zorundaydım. Bu yağmurun neler yapabileceğini bilmediğimiz için kat kat, adeta bir lahana gibi giyindik. Şemsiyelerimizi kaptığımız gibi yola koyulduk. Abim ve babam bir turnuvaya gittikleri için arabamız yoktu.
Okula yaklaşırken yağmur giderek arttı. Bu yağmurda, üzerine en son hangi kelime düşerse onu yaşıyordun. Okulun kapısından girmeden hemen önce üzerime “harika” sözcüğü düştü. Bu kelime günümü gerçekten harika yapacaktı.
Herkesi inceleyerek eve doğru yürürken üzerime bir kelime daha düştü: “Ölü.” Tam o anda aşağıdan gelen yumurta kokusu ve annemin,
— “Kahvaltı hazır!”
sesiyle uyandım.
