Sur Operasyonundaki Er

Gün 23 Ağustos 2015.Iğdır’da değişen bir şey yok.Kuru ve sıcak bir yaz gecesi,saat üç buçuk.Eve gelene kadar canı çıkmıştı.Üstelik bu durumdan hiç de memnun değildi,kızgındı takımına .Havalimanından köye gelmek için son parasınıda harcamıştı.Maçın bu kadar geç biteceğini tahmin etmemişti.Ağır adımlarla kapıya yöneldi.Biraz soluklandı,kapıyı açıp içeri girdi.Quaresma formasını banyodaki kirli sepetine attı.Üzerine temiz kıyafetler giydikten sonra uykulu gözlerle mutfağa girdi,buzdolabını kontrol etti.Yine bomboştu.Keyifsiz  bir şekilde yatağına doğru yavaşça yürüdü.Hemen uykuya daldı.Sabah baş ağrısı ile uyandı,çokta umursamayarak banyoya girdi.Elini yüzünü yıkayıp çıktı.Buzdolabında son kalanları ekmeğin arası koydu ve yemeye başladı.Eski,tüplü televizyonunu açtı.Her zamanki gibi sorun çıkardığı için antenleriyle biraz uğraştı ve azda olsa görüntüyü netleştirmeyi başardı.Kanal kanal dolaşırken bir haber kanalında durdu.Bir yandan kahvaltısını yaparken bir yandan izledi.Komando eğitimi yeni bittiği için bir süre evdeydi.Hendek Operasyonları başlayalı yaklaşık 2 hafta olmuştu.Haberde çatışmaların şiddetlendiği,kısmi seferberlik ilan edildiği ve yeni askere alımların başlayacağı söyleniyordu.Çokta aldırış etmeden kahvaltısını yaptı.Kahvaltısı bitince koltuğuna yayıldı ve televizyon izlemeye devam etti. Yaklaşık iki saat sonra öğlen bir buçuk civarlarında kapısı sert bir şekilde çaldı.Açtı,kaşlarını hafif çattı.Şaşırmıştı çünkü kapısının önünde bu saate Jandarmayı görmeyi hiç beklemiyordu.Karşısındaki adam sert ve boğuk bir sesle”İyi günler, Yaman Arslaner siz misiniz ?”dedi. Yaman,”Evet”dedi ve “Bu saatte neden benim evimdesiniz?”diye sordu.”Hakkınızda sevk emri var.” dedi Jandarma.Bunun ne demek olduğunu çok iyi biliyordu.Aslında sofrada aklının ucundan dahi geçirmediği, kale almadığı şey gerçek oluyordu.”48 saat içinde Iğdır İl Emniyet Müdürlüğüne teslim olmanız gerekmektedir.”diye ekledi Jandarma.Teşekkür etti,kapıyı kapattı ve duvara yaslandı.Başını iki elinin arasına koydu.Korkuyordu.Nereye giderse gitsin oralar cehennemden halliceydi.Eşyalarını topladıktan sonra evden çıktı ve neredeyse tüm günü köyün merkezindeki kıraathanede geçirdi.Eve geldiğinde saat on biri beş geçiyordu.Belki de son kez evinde bu kadar rahat oturuyodu.Ertesi sabah erkenden üzerini giyindi, kahvaltı yapmadan evden çıktı.Parası olmadığı için mallarını satmak için merkeze giden Dursun Emmi ile beraber yola çıktılar.20 dk sonra merkeze vardılar.Yaman araçtan indi,Dursun Emmi’ye teşekkür etti.O gittikten sonra  emniyet müdürlüğüne uzun uzun baktı.Ne belli olur ki bu onun için sonun başlangıcıydı.Bir kaç saat sonra bölüğüyle beraber nereye gönderildiğini öğrendi.Bölüğüyle beraber Sur’a gönderilmişti.Orası en kanlı çatışmaların yaşandığı bir mermi cehennemiydi. 

Derin bir iç çekti, kabullenilmiş bir çaresizlikle.Sadece etrafa öylece baktı.Yarın sabah ilk askeri uçakla Diyarbakır’a gidecekti.Günü emniyet müdürlüğünde geçirip yattı.Yarın sabahın erken saatlerinde polis aracıyla havalimanına vardı ve uçağa bindi.Yaklaşık bir saatte Diyarbakır’a vardı.Havada kan ve barut kokusu vardı.İnsanın sadece bu kokuyla dahi zihnini kontrol edebilmesi mümkün değildi.Hemen güvenli bölgeye doğru zırhlı araçla yola çıktılar.Yolda, zırhlı araç merkezdeki evlerden saldırılar alsa da karşılık verilmedi.İlk defa gerçek mermilerle,gerçek bir savaşın  ortasındaydı.Güvenli bölgeye varıldıktan sonra harekat planı anlatıldı.Ardından gerekli teçhizatlar alınarak yola çıkıldı.Zırhlı araçlar sur kapısında durdular.Daha sonra sıcak çatışma bölgesine intikal ettiler.Teröristlerin bulunduğu mahalleye geldiklerinde Yaman etrafına baktı.her yerde 2-3 üç katlı,metruk,yıkık dökük gecekondular,moloz yığınları,ölü bedenler,sahipsiz silahlar ve bir arabanın dahi geçemeyeceği sokaklar vardı.Dahada kötüsü her birinde ayrı tuzaklar ve tehlikeler vardı.Yıkık dökük her bir evin içinde birkaç milis,her bir sokakta el yapımı patlayıcılar ve kum torbalarından veya molozlardan barikatlar vardı.Üstelik böyle bir ortamda kimin onlara karşı olup olmadığını bilemezlerdi.Çünkü ateş sivillerin olduğu bölgelerden dahi açılabilirdi.Bu savaşta güvenli yer yoktu.Hemen sıcak çatışmanın içine girdiler.Desteğe ihtiyacı olan bir bölüğe yardım için 2 sokak öteye gittiler.Oradaki ekipten sadece iki kişi kalmıştı.Hemen bariyerin arkasına geçti.Her yerden mermi yağıyordu ona.Soğukkanlılığını korumaya çalışsa da içindeki korkuyu gizleyemiyodu.Ona rağmen beklenmedik bir anda barikatın yanından kafasını çıkardı,silahına davrandı ve ateş etti.Karşısındaki militanı vurmayı başardı.Bu,onun öldürdüğü ilk insandı ve belli ki bu hengamenin içinde son olmayacaktı.Fakat bir anda afalladı ve kıpırdayamadı.Sanki bir şey onun ilerlemesine engel oluyordu.O sırada evlerin birinde bir terörist çıktı ve tam onu vuracağı sırada arkadaşı ondan önce davranıp onu barikata çekti.Bir güzel ağız dolusu küfür yedi çünkü burada bir anlık dalgınlığın telafisi yoktu.O gün gece geç saatlere kadar çatıştı sayısız barikatı ve evi geçti,çok adam öldürdü.O gece bunun aylarca süreceğini ve bu cehennemden çıkamayacağını anladı.Bu günün üzerinden yaklaşık altı ay sonra,22 Ocak 2016 günü askeriyenin bahçesinde artık tecrübeli bir teğmen olarak oturuyordu.Bir yandan sigarasını içerken bir yandan başını iki elinin arasına almıştı.Bir şey düşünüyor gibiydi.Artık psikolojinin onun için bir anlamı yoktu,tamamen çökmüştü.Artık ölümü düşünmüyordu çünkü kendisi tek başına sayısız operasyona katılmış, adam öldürmüştü ve kendisi bile bu sayıyı hatırlamıyordu. 

Onun için artık geri dönmenin bir anlamı yoktu.O sırada bir haber geldi.”Teğmenim,tank desteği bölgeye ulaştı.Tanklarla beraber harekete geçmemizi emrediyorlar.”dedi Er Rıza. 

“Tamam Rıza, bölüğe haber ver birazdan çıkacağız.” dedi.Sigarasından son bir nefes çekip yere attı,ayağıyla ezip söndürdü.On dakika sonra harekete geçti.Oraya vardıkları an çatışmaya girdiler.Her gün yaptığı işi yine yaptı ama o günün onun için dönüm noktası olacağını kimse bilmiyordu.Saat öğlen üçü çeyrek geçiyor.Ağır ateş altında kaldı.Ara sokaktaki bir gecekonduya girdi.Molozların arasında ilerlerken birini daha vurdu.Daha sonra 43.sokağa çıktı.Oradakilere ateş açtı.Elindeki AK-47 ile birini daha etkisiz hale getirdikten sonra kaçan teröristleri kovalamaya başladı.Ekibi desteğe gelmişti.Eve geri dönme umudu yeniden yeşeriyordu.İlk bariyeri geçince birden kulakları sağır edercesine bir geldi.Beş metre öteye fırladı ve bir süre gözlerini açamadı.Teröristlerin   kurduğu el yapımı patlayıcıyı infilak etmişti.Gözlerini yavaşça açtı.Molozlar her yerine batıyordu ve dayanılmaz bir acı içindeydi.Başını sağa yatırdı ve koluna baktı her tarafı yanmıştı ve kan içindeydi.Parmaklarını oynatmayı denedi. 

Başını kaldırdığında ise şok geçirdi.Bir bacağının yarısı yoktu.Kopup fırlamıştı.Vücudu şok içinde olduğundan hareketsiz kaldı.Ekibi onu hemen sağlıkçılara teslim edip hastaneye yollasa da fiziksel ve zihinsel çok zarar görmüştü.Bacağının olmaması onda travmaya sebep oldu.Sur Olayları’nın bitiminden yedi hafta sonra 2 Mayıs 2016 günü taburcu edildi.Uçakla Iğdır’a dönen Yaman,oradan minibüsle evine geçti.Tek başına evine kadar çıktı ve derin bir nefes aldı.Belki Iğdır’da,Karakuyu’da,evinde değişen bir şey yoktu ama aslında çok şey değişmişti. 

 

(Visited 8 times, 1 visits today)