Zaman makinesine bindim ve kendimi bir anda 19 Mayıs 1919 sabahında Samsun’da buldum.
Gözlerimi açtığımda, Karadeniz’in serin ve tuzlu rüzgârı yüzüme çarpıyordu. Limana doğru yürüdüğümde büyük bir kalabalığın toplandığını gördüm. İnsanlar hem heyecanlı hem de tedirgindi çünkü vatan işgal altındaydı ve herkesin yüreğinde büyük bir endişe vardı.
Kalabalığın içinde dolaşırken insanların Mustafa Kemal Paşa’yı beklediklerini öğrendim. Herkesin gözü denizdeydi. Gözler, sisin içinde bir noktaya kilitlenmişti. Bir süre sonra Bandırma Vapuru göründü. Gemi kıyıya yaklaştığında alkışlar ve sevinç çığlıkları yükseldi. Mustafa Kemal Paşa gemiden indiğinde halk büyük bir coşkuyla onu karşıladı. O anı izlerken tüylerim diken diken oldu.
Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünde kararlı, cesur ve umut dolu bir ifade vardı. Onu gören insanların gözlerinde yeniden doğan bir inanç parlıyordu.
O gün Samsun’da sadece bir lider karaya çıkmamıştı, aynı zamanda Türk milletinin kurtuluş ateşi yanmaya başlamıştı.
Samsun sokakları sessizdi ama insanların kalpleri bağımsızlık sevdasıyla gürül gürül atıyordu. O tarihi ana tanıklık etmek, benim için tarifsiz bir duyguydu.
O gün, bir milletin yeniden ayağa kalktığı gündü.
Bu anı ömür boyu unutamam.
