Telepatik Okuma

Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. Bunu fark etmem çok zor olmamıştı. Her sabah olduğu gibi okul için hazırlanıp kahvaltı yapmak için mutfağa gittim. Annem bana kahvaltı hazırlıyordu. Her şey normal giderken bir anda “Umarım bugün onunla tartışmayız. Ergenlerde amma çekilmez.” dediğini duydum. Kafamı kaldırdım fakat ağzının oynamadığını gördüm. Önce bir rüyanın içindeyim zannettim. Belki de hala uyanamamıştım. Ama okula gitmek için evden çıktıktan sonra her şey bir kesinliğe ulaştı. Bu bir rüya değildi.

Başta çok yorucu ve garip hissediyordum. Kafamın içi radyo gibi karışık frekanslarla doluyordu. Etrafımdaki herkesin ne düşündüğünü duyabiliyordum. Ama bu kadar çok sesi kaldıramıyordum. Herkesin düşüncesi birbiriyle karışıyordu ve irite edici bir sese dönüşüyordu. Bu yüzden daha sakin yerlerden gitmeyi tercih ettim. Ara sokaklardan yoluma devam ederken yanımdan geçen yaşlı bir amca içinden “Oğlum acaba şu an ne yapıyor? Keşke onu arayacak cesaretim olsa…” dedi. Bunu duyduğumda çok üzüldüm ve hemen arkamı dönüp amcaya “İlerde bazı şeyler için çok geç olabilir. O yüzden şimdi yap.” dedim. Amca bana başta garip bir şekilde baktı ve bir şey demeden yoluna devam etti. Ama çok geçmeden telefonunu çıkarıp oğlunu aradı. Buna sevinmiştim. Bir insana yardımımı dokunmuştu.

Okula vardığımda işler daha da ilginçleşti. Arkadaşlarımın bir kısmı yüzüme gülümsüyor ama içinden farklı düşünceler geçiriyordu. Onların artık gerçek yüzünü görebilmiştim. Ve görür görmez onlarla arama mesafe koymaya karar verdim. Bu güç sayesinde artık sadece gerçek arkadaşlarım olacaktı. Sahte arkadaşlarla uğraşmak zorunda kalmayacaktım. Boran içinden “Acaba bugün bir işi var mı? Dışarda bir yerlere gitsek hiç fena olmaz.” diye düşündü. Bunu duyduktan sonra Boran’a okul çıkışında internet kafeye gitmeyi teklif ettim. Boran kabul etti ama bir şüphelendi ama sonrasında şüphelerinden kurtuldu. “Tam ben aklımdan geçirdikten sonra teklif etti sanki aklımı okuyormuş gibi… Aklımı okuyacak hali yok ya yakın arkadaş olduğumuzdan aynı şeyi düşünmüşüzdür.” dedi. Ve bir anlıkta olsa stres olmuştum ama sonra rahatladım. Boranla biraz daha konuşacaktık ama zil çaldı ve ders başladı. Öğretmen sınıfa girer girmez içinden “Hadi bakalım, yine 40 dakika bu sınıfla uğraşacağız. Resmen cehennem gibi bir yer.” dedi. Bunu duyunca çok şaşırdım çünkü her zaman yüzümüze güler ve bizi ne kadar sevdiğini söylerdi. Hepimizde buna inanırdık. O an insanların söylediklerinden çok daha fazlasını hissettiklerini ama sakladıklarını anladım.

Gün boyunca bu “yeni yeteneğim” sayesinde kimsenin gösteremediği duygularına tanık oldum. Kimi kırgın, kimi umutlu, kimi sadece anlaşılmak istiyordu. Her şeyin sonunda düşündüm: Belki de insanlar birbirini gerçekten duysa, dünya daha sessiz ama daha anlayışlı bir yer olurdu. TO gece yatağıma uzanırken, içimde bir huzur vardı. Belki bu yetenek kalıcıydı, belki de geçiciydi. Ama bir günlüğüne bile olsa, insanların gerçek yüzlerini görmüştüm. Ve artık onları sadece kulaklarımla değil, kalbimle de duyabiliyordum.

 

(Visited 3 times, 1 visits today)