Ulu Grango Şehri

 Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Grangolar tarih boyunca her türlü dışlanışa ve baskıya maruz kalmış bir ırktı. Diğer medeniyetlerin gözünde sadece var olmayan, Grango adında bir tanrıya tapan umutsuz ve değersiz insanlar olarak görülüyorlardı. Ama bunun hepsi Yeşil Kan Devrimi’nden sonra değişmişti. Bu devrim, Grangoların gizlilikte planladığı ve yeni nesil Grangoları dışlanıştan ve cefadan uzak tutacak bir operasyondu. Sadece 2 haftada Grangoların artık saklanmalarına gerek yoktu. Çünkü o 2 haftadan sonra yeni bir imparatorluk doğmuştu, Grango’nun Güçlü Kardeşlik İmparatorluğu. 

  Bu yeni doğan imparatorluk, devrimden kazanılan topraklarla, hızlı bir şekilde Grangoların rahatlık içinde yaşayabilecekleri bir şehir ve ülke yapmaya başlamıştı. Ülkenin adı, saçma olmasına rağmen, Grango’nun Güçlü Kardeşlik İmparatorluğu’nun Ülkesi idi. Ve bu ülkenin sadece tek bir tane büyük bir şehri vardı. İsmi ise Grango’nun Güçlü Kardeşlik İmparatorluğunun Şehri’ydi. Bu seçimler diğer topluluklar tarafından garip gözüküyordu, ama Grangolar garip olmayı gururlu bir şekilde rozet olarak takabilirdi. Tabii ki bu yeni oluşan ülke ve şehir yeni sorunları ile birlikte geliyordu. Bu imparatorluğun kurulduğu zengin topraklar, devrimden önce Yamanlara aitti. Ve bu devrimin ismini ise çok alaycı buluyordular. Çünkü Yeşil Kan Devrimi’ndeki ölü Yaman askerlerinden fışkıran o kan kızıl değil, yeşildi. Yamanlar, Grangoların en büyük düşmanı olabilirler. Grangoları işkence altına koyup onları reddetmenin fikrini ilk Yamanlar kurmuştu ve diğer medeniyetleri de bu fikri takip etmeye emrettiler, bunu onların boğazlarına kadar zorla kabul ettirmek anlamına gelse bile. Grangoların Yamanları altüst etmelerine rağmen hâlâ bir saldırının korkusu altında yaşıyorlardı. Bunun nedeni ise Yamanlara benzeyen diğer diktatör ülkeler idi. Bu önlenemez saldırıya karşı topluluğu hazırlamak için genç vatandaşları zorunlu olan bir eğitim programına koydular. Bu programda saldırı anında neyin yapılması, neyin yapılmaması ve savaş eğitimi öğretilirdi. Bu program genç yaştan Grangoların düşmanlarını iyi tanıması ve zayıf noktalarını bilmesini sağladı. Bu eğitim sürecinden hemen sonra, ülkenin gelişimi için, vatandaşlar için bir iş belirlenirdi. Bu işlerin hepsi sadece ve sadece ülkenin geliri doğrultusunda tasarlanmıştı. Daha yeni gelişmeye başlayan ülke, gelişimi hızlandırma umuduyla bu seçimleri yapmıştı. 

 

  Her anda saldırı için tepki vermeye hazır olmalarına rağmen Yamanlardan ya da hiç kimseden bir saldırgan tavır yoktu Grangolara. Bu gidişle iyice rahatlamışlardı. Tabii bu kötü bir şey değil, işkence çeken Grangolar sonunda hak edilmiş bir mola veriyorlardı. Bunu kutlamak için herkesi doyuracak bir ziyafet planlanılmıştı. O gün tüm Grangoların yüzü gülecek ve mideleri kültürel yemeklerle dolacaktı. Bu büyük ziyafetin başlamasına 1 saat kalmışken, o anda Grango’nun Güçlü Kardeşlik İmparatorluğunun Şehri’nin sol tarafından başlayıp ülkenin her köşesinden duyulabilen bir gürültü yükselmeye başlamıştı. Yoksa Yamanlar geri mi geldi? 

(Visited 18 times, 1 visits today)