İstanbul’da sıradan bir akşamdı. Ankara’dan daha yeni İstanbul’a taşınmıştık. Babam çok ağır bir hastalık geçiriyordu ve bunu tedavi edebilecek doktoru İstanbul’da bulabilmiştik. Babamın tedavisi uzun süreceğinden İstanbul’a taşınmaya karar vermiştik. Bu babamı düzenli olarak görebilmemin tek yoluydu. Babam için gerçekten endişeliydim. Kendisi akciğer kanseri olmuştu ve durumu çok iyiye gitmiyordu. Ayrıca tedavi sonucunda normal hayatına dönebilmeyi geçtim , hayatta kalıp kalamayacağı bile kesin değildi. Annem ve kardeşim de benim gibi çok zor bir dönemden geçiyordu. Babamın hastalığının yanında , taşınmış olmamız , annemin işimden ayrılması , kardeşimle benim okul değiştirmemiz babamın hastalığı kadar kötü etkilemese de durumu daha da zorlaştırıyordu. Ayrıca babam çalışamadığı için maddi durumumuz çok iyi değildi. Neyse ki annem bir iş bulabilmişti ve oradan kazanılan para insani ihtiyaçlarımıza ve faturalara yetiyordu. Ama annem bu yeni işinden cidden nefret ediyordu. Çalışma süresi gereksiz uzundu ve iş ortamında içinde bulunduğu şartlar çok kötüydü. Her şeye rağmen ,işini ne kadar bırakmak istese de, İstanbul gibi kalabalık ve işsizlik oranının yüksek olduğu bir şehirde bir iş bulabildiği için şükrediyordu. İşte yaşadığı sıkıntılar ve babamın durumu onu gerçekten çok yoruyordu. Kardeşim de annemden farksızdı. O zamanlar yedi yaşındaydı. İlkokuldaki ilk yılının sonlarıydı. Okuldaki ilk yılında okuldan ayrılmak , taşınmak , arkadaşlarının değişmesi ve babamızın durumu onun yaşındaki birinin kaldıramayacağı kadar fazlaydı. Benimde arkadaşlarım ve okulum değişmişti , ama o zamanlar on altı yaşındaydın. Kardeşimden daha olgundum. İçinde bulunduğumuz durum beni de kötü etkilese de kardeşimle kıyaslanamazdı bile. Bu durumda beni mutlu eden tek şey babama yaptığımız ziyaretlerdi. Her pazar hastaneye gidip babamı ziyaret ederdik. Yine bir pazar günü babamı ziyarete gittik. Bugün babamı görünce biraz daha iyi gözüktüğünü fark ettim. Doktorlar ellerinden geleni yapıyor olmalıydılar. Babamın durumunu her zamanki gibi doktora sordum. Ve hiç beklemediğim bir şekilde , aylar sonra , sonunda iyi bir haber aldım. Babamın normal hayatına geri dönmesi mümkündü. Onu kurtarabilecek bir ilaç vardı ama sadece yurt dışındaydı. Ayrıca maliyeti bizim gibi düşük gelirli bir ailenin karşılaması çok fazlaydı. Özellikle de babam çalışamazken. Annem ve kardeşime doktorun söylediklerini anlattım. Bu haberi alınca beklenildiği gibi çok sevindiler. Ama sonra gereken ilacın fiyatını söyleyince , ikisinin de morali bozuldu. Annem kardeşimin üzüntüsünü görünce hemen onu neşelendirmeye çalıştı. Ona “Sorun değil , kendime ikinci bir iş bulup o parayı kazanabilirim.” dedi. Ben annemin ikinci bir işi kaldıramayacağını biliyordum. Ayrıca ikinci bir iş bulsa bile , o paranın bu ilacı almak için yeterli olmayacağını biliyordum. Bu parayı kazanmak için başka bir şey yapmam lazımdı. Kendim yeterli para getirecek bir işte çalışmak için çok gençtim. Yeterli yaşa gelmemi beklersek de babam için artık çok geç olurdu. Aklıma bağış toplamak geldi. Ama bunu tek başıma yapamazdım. En azından teknoloji kullanmadan. İnternette bağış toplamak çok daha kolay olurdu. Bu işin tek sorunu çok zaman alabilirdi ve para yetişmeyebilirdi. Ama babamın kurtulma umudu , benim denemem için yeterliydi. Bağış için bir site oluşturdum ama hiç para gelmiyordu. Sonra aklıma başka bir fikir geldi. Şu anda olduğumuz durumu bir sosyal medya aracı kullanarak paylaşabilirdim. Bu fikri denemeye karar verdim. Ailemin hikayesini ve içinde bulunduğumuz durumu anlatan öyküler yazdım. Bir süre bekledim. Bağışlar gelmiyordu ve tam umudumu kaybetmek üzereydim ki , bir mesaj geldi. Mesajı atan kişinin bana dediğine göre , kendisi çok varlıklı bir insandı. Çocukken benim gibi babası akciğer kanseri geçirmişti ve maalesef vefat etmişti. Kendisi gibi başka bir insanın daha genç yaşta babasını kaybetmesini istemediğini ve babama yardım edebileceğini söylemişti mesajda. Bunu görünce sevinçten havalara uçtum. Durumu anneme anlattım ve annem adamla iletişime geçti. Adam gerçekten de dediğini yaptı ve babamın ilaç parasını ödedi. Adama ne kadar teşekkür etsek azdı. Babam bu ilaç sayesinde giderek daha iyi olmaya başladı. Artık yataktan kalkabilmeye başlamıştı. Biraz iyileşince onu kurtaran bu adamı görmek istedi. Babam ona binlerce kez teşekkür etti ve adama gelecekte bu parayı ödeyebileceğini söyledi. Ama adam , babamı katiyen reddetti. Ona bu yardımı karşılık bekleyerek yapmadığını , zaten kendisinin yeterince parası olduğunu ve bunu sadece kendi yaşadığı travmaları , bir başka çocuk yaşamasın diye yaptığını söyledi. Bundan yaklaşık bir ay sonra , bir çarşamba akşamında, kapı çaldı. Anneme kimin geldiğini sordum ve bana sadece çok sevinebileceğin biri dedi. Kardeşimi çağırdı , gözlerimizi kapatmamızı söyledi. Sonra kapıyı açtı ve gözlerimi açmamı söyledi. Gözlerimi açtığımda gördüğüme inanamadım. Babam ; dimdik , sağlıklı bir şekilde karşımda duruyordu. Hep birlikte ailemle babama sarıldık ve bırakmadık. O gün büyüyünce ne olacağıma karar verdim. Bende bu sarılmayı mümkün kılan adam gibi insanlara yardım edecektim. Ve şu anda , ben otuz yaşındayken dünyanın en büyük yardım kuruluşlarımdan birini açmamı ; bize yardım eden o adama borçluyum.
Umut
(Visited 3 times, 1 visits today)
