UNUTKANLIK

Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve o an irkildim. Sanki yanımda biri var gibiydi. Sakince ve belli etmemeye çalışarak yanıma baktım. Evet, biri vardı ama yaşlı bir teyzeydi. Elinde iğne ve iplik bulunuyordu, belli ki bir şey örüyordu. Ancak bu teyzenin yanımda olması beni neden bu kadar huzursuz etmişti, anlayamıyordum.

Aklımda pek çok soru vardı ama hiçbirini o yaşlı teyzeye soramazdım. Birden teyze, “Yavrum, niye bu kadar telaşlı görünüyorsun?” diye sordu. İşte o an, hayatımda hiç hissetmediğim kadar panikledim. “Bu teyzeyi tanıyor muydum, yoksa aklım bana oyun mu oynuyordu?” diye düşünürken teyze tekrar, “Canım, iyi misin sen?” dedi. Yüzündeki ifadeyi tam anlayamasam da sesi oldukça şefkatliydi.

Daha önce gittiğim uzmanlar “İç sesine güven” demeseydi belki de tüm dertlerimi onunla paylaşırdım. Ama içimdeki ses hemen uzaklaşmam gerektiğini söylüyordu. “İyiyim.” dedim ve kaçıyormuşum gibi belli etmeyecek şekilde hızlı adımlarla yürümeye başladım. Hâlâ bu kadını nereden tanıdığımı bilmiyordum.

Tam uzaklaştım derken bulunduğum yere bir taksi geldi. Bu garipti çünkü ben taksi çağırmamıştım. “Birisi burada inecektir.” diye düşündüm ve gerçekten de taksinin arka kapısı açıldı. İçinden çıkan kişinin yaşlı teyze olduğunu fark ettiğimde içim ürperdi. Yüzündeki ifade bu kez daha sinirliydi. “Benden kaçtığını biliyorum, ufaklık.” dedi. Korkudan bayılacak gibi hissettim. “Sizden kaçmıyorum teyze.” diyebildim kısık bir sesle. “Bence öyle ama neyse…” diyerek yoluna devam etti.

Artık bir an önce eve gitmeliydim. Neyse ki otobüs durağındaydım ve otobüs gelmişti. Otobüse bindim fakat neredeyse boştu. Sadece en arka koltukta yüzünü hırkasıyla kapatmış biri vardı. İçimden, “Eğer bu da o yaşlı kadın çıkarsa gerçekten çıldırırım.” diye geçirdim. Ne yazık ki hırkanın altındaki yüz ona aitti. Fark etmemesi için hemen yüzümü çevirdim. Artık ciddi anlamda endişelenmeye başlamıştım.

Her ihtimale karşı her zaman indiğim duraktan birkaç durak önce indim. Yakında bir giysi dükkânı vardı, kapanmak üzereydi. Koşarak içeri girdim. Satıcı sağ olsun, bana yardımcı oldu ve bir hırka ile bere aldım. Güvenliğim daha önemliydi. Ödemeyi hızlıca yapıp çıktım. Bir süre sonra yorulup taksiye bindim ama eve varmadan indim. Artık kimseye güvenemiyordum.

Eve birkaç sokak kala bir market gördüm. Çok susamıştım, hemen su almak istedim. Markete girdiğimde yine o teyzeyi gördüm. Bu kez gerçekten çıldıracak gibi oldum ama bunu belli etmemeliydim. Kadın sakin bir şekilde, “Nakit değil mi hanımefendi?” diye sordu. Başımı salladım. Çıkarken arkamdan, “Hayat kısa, nice anılar biriktir.” dedi. Ne demek istediğini pek anlamadım.

Sonunda hiçbir şey olmadan eve döndüm. Yüzümü yıkayıp uyumaya hazırlandım. Sonra dizi izlemek aklıma geldi ve televizyonu açtım. O an her şey ortaya çıktı. Gün boyu beni korkutan yaşlı teyze, meğer en sevdiğim dizide oynayan bir karaktermiş. O anda her şey kafama dank etti. Çıkarken söylediği söz bile dizideki repliklerinden biriydi. “Ne kadar da unutkanım.” diye içimden geçirirken uyuyakaldım.

(Visited 4 times, 1 visits today)