İnsan belleği, geçmiş ile bugün arasında kurulan en güçlü bağdır. Bu bağ bazen insana yaşama gücü verir, insanı ayakta tutar tutar, bazen ise taşıdığı ağır yükle onu yorar. Birey, yaşadığı deneyimler sayesinde kimliğini oluşturur; toplumlar ise ortak değerler aracılığıyla varlığını sürdürür. Bu sebeple unutmanın mı yoksa hatırlamanın mı daha insanca olduğu sorusu, insan hafızasının bireysel ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileri düşünüldüğünde yıllardır süregelen önemli bir tartışma konusunu oluşturmuştur.
Bireysel düzeyde unutmak, çoğu zaman bir iyi ve yararlı bir şey olarak görülür. İnsan, yaşadığı ağır travmaları hatırladıkça o travmaları yeniden yaşamış gibi olur ve tekrar tekrar yaralanır. Bu nedenle belleğin bazı anıları bulanıklaştırması kişiyi iyileştirir, onu ruhsal açıdan korumaya yardımcı olabilir. Sürekli geçmişe takılı kalan birey, anın tadını çıkarmakta ve geleceği düşünmekte zorlanır. Bu açıdan bakıldığında unutmak, insanın hayata devam edebilmesi için bir yol olarak değerlendirilebilir. Ancak tamamen unutmak, kişinin kendisiyle yüzleşmesini engeller. Hatalarını hatırlamayan birey, aynı yanlışlara yeniden kapılma riskini taşır. Bu durum unutmanın her zaman insanca olmadığını gösterir.
Toplumsal düzeyde ise hatırlamak çok daha kritik bir anlam taşır. Toplumlar geçmişte yaşanan adaletsizlikleri hatırladıkları takdirde benzer felaketlerin tekrar etmesinin önüne geçebilir. Savaşlar, göçler, darbeler, katliamlar ve büyük adaletsizlikler hatırlandıkça toplumsal bilinç gelişir, toplum birbirine daha çok kenetlenir. Unutmaya dayalı bir toplumsal anlayış, suçların üstünü kapatır ve suçlarının cezasız kalmasına yol açar. Bu durum toplumdaki adalet inancını zedeler. Bu tarz durumlarda hatırlamak geçmişe takılı kalmaktansa geleceği daha insani bir şekilde şekillendirmeye yardımcı olur. Bu nedenle toplumsal açıdan hatırlamak, insani bir sorumluluk olarak görülmelidir.
Sonuç olarak unutmak ve hatırlamak, birbirine karşıt ama birbirini tamamlayan iki insani eylemdir. Birey için unutmak zaman zaman iyileştirici ve gerekli olabilirken, toplum için hatırlamak önemi inkar edilemez bir sorumluluktur. Asıl insani olan, bu iki tutum arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. İnsan, kendini onaracak kadar unutmalı; toplum ise geleceğini koruyacak kadar hatırlamalıdır. İnsan belleği bu dengeyi kurabildiğinde, hem bireyin hem de toplumun çok daha sağlıklı bir geleceğe yürümesi mümkün olur.
