Bir gece uykumun en derin yerindeyken camımdan içeri yansıyan bir ışık beni uyandırdı. Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Hemen yataktan kalktım ve cama koştum. Bir de ne göreyim: Gökyüzünde beş tane uzay mekiği, daireler çizerek ve arkalarında renkli ışıklar bırakarak süzülüyordu.
O an çok endişelendim; hatta bir ara perdenin arkasına saklandım. Bir süre onları oradan izledim. Gerçekten etraflarına inanılmaz ışıklar saçıyorlardı. Sonra içlerinden biri hızlı bir şekilde yere indi; içinden bir uzaylı çıktı, ardından iki tane daha. Bizim evin önünde kurumuş, ölmek üzere olan ağaçlar vardı. Uzaylılar el ele tutuştu ve o ağaçlar birdenbire yeşermeye başladı; hatta dallarında çiçekler bile açtı. Gözlerime inanamadım.
Perdenin arkasından çıktım, camı açtım ve pür dikkat onları izlemeye başladım. Birden uzaylılardan biri beni fark etti. Hepsi el ele tutuşarak araçlarına bindiler ve diğerleriyle birlikte ortadan kayboldular.
Bu benim için inanılmaz bir deneyimdi. Başkalarına anlatsam inanırlar mıydı bilmiyorum ama sabah ilk işim, bütün bunları aileme anlatmak olacaktı. Sabah olunca hemen üstümü değiştirdim ve annemin yanına koştum. Gece olup biten her şeyi anlattım. Annem önce bana baktı, sonra gülümsedi. Meğer gece o ışık onu da uyandırmış ve o da olan biteni izlemiş.
Artık bir görgü tanığım daha vardı. Bu yüzden çekinmeden herkese anlatmanın mutluluğuyla okula gittim ve yaşadıklarımı herkesle paylaştım.
