Mustafa Kemal Atatürk’ün bir zamanlar söylediği gibi “Vatanı savunmak, çocukları savunmakla başlar”, sadece bir retorik değildir; bir ülkenin yoluna yön veren bilge bir tavsiyedir. Bu ifadeye göre, bir ülkenin ayakta kalabilmesi çocuklarını korumaya olan bağlılığına bağlıdır, çünkü bir toplumun geleceği kaçınılmaz olarak şimdiki neslin refahına ve yetiştirilmesine bağlıdır. Bir kişinin yetiştirilmesi, gelecekte gelişecek olan toplum tipinin temelini oluşturur.
Anavatanda haritadaki çizgilerden daha fazlası vardır. Kültürel miras, değerler, yoldaşlık ve insanların ortak hedefleri bir vatanı tanımlar. Sağlıklı, eğitimli ve bilgili insanlar bu temel ilkelerin korunması için gereklidir. Sonuç olarak, yatırım
Çocuklar, Atatürk tarafından her zaman ulusun en değerli kaynağı olarak görülmüştür. Genç nesillere olan inancının en açık göstergesi, onların eğitimine verdiği değerdir. Çünkü toplumsal uyumun temel taşı ve ülkenin ilerlemesinin itici gücü aydınlanmış, kendine güvenen ve değerlerine bağlı bireylerdir.
Ne yazık ki günümüzde pek çok çocuk yoksulluk, şiddet, terk edilme ve savaş gibi gerçek tehditlerle karşı karşıya. Bu gerçek sadece insanların geleceklerini değil, toplumların hayatta kalma becerilerini de tehlikeye atmaktadır. Bir çocuğu kaybetmek aynı zamanda gelecekteki olasılıkları da kaybetmek demektir. Bu nedenle, çocukların refahı için fedakârlık ve şefkatin yanı sıra özenli, sistematik ve ısrarlı bir sosyal planlama da temel alınmalıdır.
Çocukların genel refahı, akademik beklentileri, sağlıkları ve mutlulukları vatanseverliğin önemli göstergeleridir. Gelecek nesillerin daha iyi yarınlara sahip olabilmesi için herkese görev düşmektedir. Öğretmenler, yöneticiler, politikacılar ve toplumun her kesiminden insanlar, ebeveynlerin de ötesine geçen bu kolektif sorumluluğu paylaşmaktadır.
Bir toplumun istikrarının, üyelerinden oluşan güçlü bir temele dayandığını anlamak gerekir. Bu temelin en kıymetli unsuru ise çocuklardır. Ülkeyi korumanın en samimi ve kalıcı yolu onları sevmek, korumak ve mümkün olan en iyi şekilde gelişmelerini sağlamaktır.
Çocukları fiziksel olarak güvende tutmak, çocuk korumanın yalnızca bir yönüdür. Bu görevin önemli unsurları arasında onlara kaliteli bir eğitim vermek, bilişsel yeteneklerini geliştirmek, yaratıcı yeteneklerini desteklemek ve kişisel gelişimlerine izin vermek yer alır. Sanat, bilim ve doğal dünyaya maruz kalan gençlerin çok yönlü yetişkinler olarak yetişme olasılığı daha yüksektir. Bu insanlar toplumun geleceğini güçlendirirken kendi yaşamlarını da iyileştirirler.
Sosyal bilince sahip bir toplumda çocuklar korunur, bakılır, sevgi dolu bir ortam sağlanır ve fikirlerine saygı duyulur. Bu, geleceğin çocukların ihtiyaçlarının farkındalığına dayanması gerektiği için çok önemlidir. Her çocuğun fırsatlara eşit erişime sahip olduğu, sevgi dolu ve eşit koşullarda yetiştirildiği bir toplum
Geleceğe umutla bakabilmemiz için çocuklarımıza farkındalık, adalet ve merhamet değerlerini aşılamalıyız. Onlara verebileceğimiz en önemli armağan, sadece bir toprak parçası değil, modern, barışçıl ve saygın bir toplumdur. Dahası, bugün öğrettiğimiz ilkeler bu miras üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.
