Okula doğru yürürken etrafımdaki insanlara yağmur gibi kelimeler yağıyordu. Bazı kelimeler insanları mutlu ediyor, yüzlerinde kocaman gülümsemeler bırakıyordu. “Başarı”, “arkadaşlık”, “destek” gibi kelimelerden geçerken bir anda insanın içi ısınıyordu. Sınıfa girdiğimde arkadaşlarımın kitaplarının üzerine düşen kelimeler hava karışıyordu. Hepimiz bunları yakalayıp okumaya çalışıyorduk. Sınıftaki öğretmenimiz bile tahtaya yazmadan önce gökyüzünden düşen kelimeleri kullanarak bize ders anlatıyordu.
Fakat yağmur sadece güzel kelimelerden ibaret değildi. Bir süre sonra “korku”, “yetersizlik”, “kaygı” gibi ağır ve tatsız kelimeler de yağmaya başladı. Bu kelimeler yere düştüğünde sanki bir taş gibi insanın içine çörekleniyordu. Sınıftaki bazı arkadaşlar gözlerini kapatıyor, bu kelimelerin geçmesini bekliyorlardı. Ben de bazen kulağıma fısıldanan olumsuz kelimeleri duydukça içim burkuluyordu. Ama sonra hemen güzel kelimelere odaklanmaya çalışıyordum.
Öğle arasında okul bahçesine çıktığımda yağmur biraz durdu. Gökyüzündeki bulutlar yavaş yavaş açıldı ve hafif bir esinti başladı. Esintiyle birlikte düşen kelimeler artık daha nazik, daha hafifti. İnsanlar bu kelimeleri birbirleriyle paylaşıyor, gülüyordu. Eve dönerken düşündüm: Hayat bazen güzel, bazen zor kelimelerle dolu olabilir. Önemli olan, güzel kelimeleri seçip içimizde büyütmekti. Böylece yağmurun altında geçen bu gün, bana hem düşündürmüş hem de umut vermişti.
