21. yüzyıl teknolojisi, özellikle yapay zeka (AI) ve otonom sistemler alanında, askeri havacılığı dönüştürmüştür. F-22 Raptor, F-35 Lightning II, Chengdu J-20 ve Sukhoi Su-57 gibi 5. nesil savaş uçakları gizlilik, süper sürat ve sofistike aviyonikler sayesinde savaş alanında üstünlük sağlamaktadır. Bununla birlikte, teknolojideki bu ilerlemelerin insanlık için barış mı yoksa anarşi mi getireceği tartışmalıdır.
Günümüzde yapay zekâ, otonom hava muharebesi için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Yapay zeka destekli uçuş kontrol sistemleri, hedef tespit algoritmaları ve hava muharebe yönetim yazılımları sayesinde insansız savaş uçaklarının (SİHA) etkinliği hızla artmaktadır. Çağdaş jetlerde kullanılan sofistike Fly-by-Wire (FBW) sistemleri ve sensör füzyonu pilotların iş yükünü hafifletirken, yapay zeka destekli karar verme mekanizmaları hedefleme ve kaçınma manevralarında muazzam bir avantaj sunmaktadır. Ancak bu ilerlemeler, savaşın insan unsurları ve kontrol sistemlerine ilişkin bazı ciddi endişeleri de beraberinde getirmektedir.
Yapay zekâ gelecekte savaş uçaklarını tamamen insansız hale getirebilir. Kokpitte insan bulunmasına gerek kalmadan yapay zeka destekli uçaklar hipersonik hızlarda uçabilir, insan reflekslerinin ve kararlarının ötesinde performans gösterebilir ve elektronik harp (EH) yeteneklerini en üst düzeye çıkarabilir. Bunun faydası, pilotların güvenliğini garanti altına alması ve daha hızlı, daha kesin karar verme imkanı sağlamasıdır. Ancak yapay zekanın etik ve güvenlik açısından güvenilirliği büyük bir soru işareti.
Bu konuda ciddi kuşkularım var. Yapay zeka bir savaş uçağını uçuracak gelişmişlik derecesine sahip olsa da, bir savaş durumunda beklenmedik senaryolarla başa çıkma kapasitesi konusunda kabul edilemez düzeyde bir güven söz konusu. Ya yapay zeka yazılımı bir siber saldırıya maruz kalırsa, algoritmalar yanlış bir tehdit değerlendirmesi yaparsa ya da bir düşman tarafından kandırılırsa? İnsan pilotlar içgüdüsel kararlar alabilen ve deneyime dayalı muhakeme yapabilen varlıklardır. Yapay zeka, ne kadar sofistike olursa olsun, savaşın öngörülemez doğası ve ahlaki karar verme yetisinden yoksundur. Dahası, savaş alanında yapay zekaya sahip olmak savaşların hızlanmasına ve insan hayatının değerinin azalmasına neden olabilir.
Sonuç olarak, askeri havacılık açısından yapay zeka alanındaki ilerlemeler ilgi çekici olsa da, savaş uçaklarının yalnızca yapay zeka sistemleri tarafından kontrol edilme olasılığı konusunda hala temkinliyim. İnsan pilotların yerini makinelerin alması savaşın kontrolünü tehlikeye atabilir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu yeniliklerin insani değerlerin altını oymadan nasıl uygulanacağı en önemli konu olmaya devam edecektir.

