Uçağıma binmek üzereydim, içimdeki gerginliği bir türlü atamıyordum, sonuçta hiç bilmediğim bir ülkede tanımadığım insanlarla bir kongreye katılacaktım. Yolculukta etrafı izliyordum, yerden 9 kilometre yüksekteydik, aşağıda kuraklıktan dolayı mahvolmuş şehirleri görebiliyordum. Uçaktaki hostesler yapay zeka ile çalışan robotlardı. Bu iki şey daha kongreye varmadan bile içimi karartmıştı.
Bu her türlü yeni ve ilginç teknolojiyle dolup taşan ülkeye varmıştım artık. Yapay zeka her yerdeydi; panolar, reklamlar, insanların işini almış robotlar… Hepsi gözüme çok çirkin görünüyordu ama bu kongreye göre hiçbir şey değildi. Kongre minik bir binadaydı ancak içi tamamen yapay zeka ile yapılmış gereksiz şeylerle doluydu. Etrafta dolaşan, insanlara su ve atıştırmalık dağıtan robotlar vardı. Onları görünce düşünebildiğim tek şey yapay zekanı nasıl insanların yerine geçtiğiydi ve beni çok öfkelendirmişti. Kongre başladığında farklı ülkelerin delegeleri sırayla yapay zeka ile ilgili konuşmaya başladı. Bahsettikleri şeyler hep yapay zekayı öven ve nasıl devrim niteliğinde bir teknoloji olduğuydu. Etrafıma baktığımda gördüğüm şey sadece bir sürü inanılmaz zengin, kendisi dışında hiçbir şeyi umursamayan ve onlara fayda sağladığı sürece yapay zeka gibi birçok insana ve dünyaya zarar veren bir teknolojiyi tamamıyla destekleyen insanlardı. Bu ortam asla bulunmak istemeyeceğim bir ortamdı. Duvarlardaki posterler tamamen yapay zekayla yapılmıştı, üstündeki resimleri gördükçe kendi kendime ” Bu resmi çok daha güzel ve anlamlı yapabilecek insanlar varken gidip bu ruhsuz makineye niye yaptırırsın?” diye düşünüyordum. Ben buraya delege olarak gitmediğim için sadece boş konuşan delegeleri dinleyebiliyordum ve kalkıp itiraz edip bu teknolojinin korkunçluğunu insanlara anlatamıyordum ama biraz bile mantığı olan bir insan zaten bunu anlayabilirdi, yapay zeka çok fazla enerji tükettiği için sürdürülebilir bir şey değil ve birçok yerde kuraklıklar çok büyük bir problem olmaya başladı, yapay zeka insanların mesleklerini elinden aldı ve onları kendine bağımlı hale getirdi, insanlar kendileri için düşünmeyi bıraktı, bu teknoloji sanatı da yok etti çünkü sanat ruhu olan bir şeydi, insanlar ona anlam yükleyebiliyordu ancak bu da bitti artık. Buradaki delegelerin nasıl böyle bir şeyi desteklediğini aklım almıyordu. Son konuşmayı bir robot yaptı, yeni özelliklerden bahsetti ve konferansı bitirdi.
Gitmeden önce herkes ortak salonda gezinip birbirleriyle konuşuyorlardı, yapay zeka robotları da sohbet modundaydı ve onlarla da konuşulabiliyordu. Bu robotlarla konuşan delegeleri gördüğümde içimdeki çaresizlik büyüyordu, nasıl bu hale gelmiştik? İnsanların, sanatın, doğanın hiç bir anlamı olmadığı bir dünya… Belki de kaçınılmaz ve yapay zekanın büyük bir rol oynadığı dünyanın sonu ve insanlığın çöküşü tek kurtuluşumuz olacaktı.
