Yarış

Merhaba, ben Uras Sefer. Yirmi iki yaşındayım ve atletim. Arkadaşlarım bana genellikle “Pancar motoru” derler çünkü hiç durmam. Dünya Olimpiyatları’nda iki gümüş, iki de altın madalya kazandım.

Fransa’da düzenlenecek olan “Uluslararası Koşu Yarışı 2025” yaklaşıyordu. Her yarış öncesinde olduğu gibi, yarışma tarihinden üç ay önce yoğun bir antrenman programına başladım. Yat, kalk, spor yap, sağlıklı beslen, güzel uyu rutiniyle geçen günlerin ardından o büyük gün geldiğinde, ülkemi temsil edeceğim için hem çok heyecanlıydım hem de büyük bir gurur duyuyordum. Yaklaşık 70 milyon Türk beni izleyecekti.

Yarışın başlangıcında “Düüt!” diye bir düdük sesi duyuldu. Daha 1 kilometre koşmuştum ki ayak bileğim burkuldu. Eyvah! Ne yapacaktım şimdi? O anda saniyelerle yarıştığım için bir mucize olmasını diledim ve gerçekten de oldu. Hakemler, başka bir atletin ayağıma fırlattığı taş yüzünden ayak bileğimin burkulduğunu anlayınca, tedavi edilmem için yarışmayı durdurdu ve sonrasında tekrar başlattılar.

Hiçbir şey düşünmeden koştum. Verilen bu şansı kullanmak ve kazanmak zorundaydım. Hedefime kitlendim ve hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde, bitiş çizgisindeydim. Kazanmıştım! İşte çalışmalarımın karşılığını almıştım. Dünya birincisi olmanın gururuyla Türk bayrağını salladım. O an, kendime söz verdim: Hep çok çalışacak, Türkiye’yi başarıdan başarıya taşıyacağım.

Bu yazıyı biraz daha akıcı ve anlatımı güçlü hale getirdim. Umarım beğenirsiniz!

(Visited 9 times, 1 visits today)