Yaşam Mücadelesi

Merhaba, ben Alemayehu. Güney Sudan’da bir günümü anlatacağım. Şafakta ailecek uyanıyoruz, kuru tarlamızdan bulabildiğimiz sağlam mısırları toplamaya çalışıyoruz.

İyi bir günde belki iki mısırı altı kişi paylaşıyoruz ve kahvaltı ediyoruz. Sonrasında ben ve abim kovaları yüklenip su almak için yola koyuluyoruz. Yolculuk çok uzun ve yorucu oluyor, sadece su için on yedi kilometre yürüyüp daha ağır bir yükle on yedi kilometre yürüyorsunuz. Sadece bu da değil, yolun kendisi tehlikeli, yerde keskin çakıl taşları, çalılıkların içinde akrepler, böcekler, yılanlar…

Suyu almak kendi başına bir yaşam mücadelesi ve su çoğu zaman temiz de olmuyor. Bakteri, virüs ve parazit kaynıyor suyun içinde. Eve dönünce pestilimiz çıkmış oluyor ama durmak yok, bu sefer tarlayı elle sürüyoruz ve gene bulabildiklerimizi topluyoruz, ekim yapmak için ideal zamanlar geliyor ve ekim zamanlarını kaçırırsak açlıktan ölebiliriz. Sonra suyu kaynatmak için abimle kuru odun ve çalı çırpı toplamaya çıkıyoruz, uzun sürüyor ve gece karanlığında eve dönmek zorlayıcı oluyor. Nihayetinde eve varıp suyu kaynatıyoruz ve mısır haşlıyoruz, sonrada kaynamış suyu soğutup onu da içiyoruz.

Bugün şanslı günüm çünkü duş alabileceğim kadar su birikti. annem bana bir kova ve bir kase veriyor, kovadaki ese miktarda su ile yapabildiğim kadar vücudumun her yerine su değdirmeye çalışıyorum. Gün bitince de yatağıma girip hızlıca uyuyorum çünkü bugün çok yorucuydu. 

(Visited 8 times, 1 visits today)