Her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Mayıs gecesi, Hıdırellez için dilek tuttum. Küçük bir kâğıda “zengin olmak, bahçeli büyük bir evim ve bir araba galerim olsun” yazdım. Kâğıdı bir gül ağacının altına bıraktım, su dolu bir kabın içine attım ve içimden “keşke bu dileğim gerçekleşse” dedim. Ertesi sabah uyanınca her şeyin değişeceğini nereden bilebilirdim?
Gözlerimi açtığımda tanımadığım bir odadaydım. Kocaman bir yatak, camdan dışarıya bakan bir balkon ve masmavi bir gökyüzü… Perdeleri araladım. Gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. Kocaman, yemyeşil bir bahçe… Bahçede bir yüzme havuzu, rengârenk çiçekler, meyve ağaçları… Bu gerçekten benim evim miydi?
O an telefonum çaldı. Ekranda kendi ismim yazıyordu, ama altında “Galeri Sahibi” yazıyordu. Telefonu açtım, sekreterim yeni gelen lüks arabalar hakkında bilgi veriyordu. Şaşkınlıkla üzerimi giyip garaja indim. En sevdiğim arabalar oradaydı: Kırmızı bir Ferrari, siyah bir Range Rover, klasik bir Mustang… Hepsi bana aitti.
Artık sıradan bir hayat yaşamıyordum. Kendi araba galerim vardı. Her sabah modern, camlarla çevrili büyük galerime gidiyor, müşterilerle ilgileniyor, yeni arabalar sipariş ediyordum. İnsanlar bana danışmadan araba almıyorlardı. Adım “arabalardan anlayan adam” olarak anılıyordu.
Hayatım tamamen değişmişti. İstediğim her şeyi alabiliyor, sevdiklerime yardımcı olabiliyordum. Ama en güzeli, başarıya kendi emeğimle ulaşmış gibi hissetmemdi. Hıdırellez’in bana uğur getirdiğine inanıyorum. O günden beri her 5 Mayıs gecesi aynı gül ağacının altına minnetle bir çiçek bırakıyorum.
Hayat bazen bir dilekle değişebilir. Yeter ki içten isteyin ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin.
