Yeni Bir Hayata Açılan Altın Kapı

Ali her sabah okula gitmek için aynı yoldan geçiyordu ama bu sabah her şey farklıydı. Gözlerinin önünde birdenbire beliren parlak, altın rengi bir kapı, onu başka bir dünyaya davet ediyordu. Hayatı boyunca hiç rastlamadığı ve gördüğü hiçbir cisme benzetemediği için ilk başta hayal gördüğünü sandı ve duraksadı. Dikkatini toplayıp gördüğü altın kapıya tekrar baktı ve hayal görmediğini anladı.

Böylesine cazip görünen kapıya yaklaştı, yaklaştıkça içindeki heyecan artıyordu. Kapıya yaklaştıkça hayatı boyunca yaşamadığı ve alışkın olmadığı bir hissiyat yaşıyordu. İlk başta görmekte zorluk çektiği kapıya yaklaştıkça kapı daha da belirginleşiyor ve daha da güzelleşiyordu. Hala gördüğüne inanamıyordu. Yanıldığını düşünüyordu. Ali kapıyı açmak için üzerinde bir baskı hissediyordu. Bir adım daha atıp kapıyı açtı ve içeriye girdi. Birdenbire her zaman gördüğü mahalleler, caddeler, dükkanlar her şey yok olmuştu. Korkmaya başlamıştı. İlk başta yaptığına pişman oldu ama sonrasında iş işten geçtiği için geriye dönmek gibi bir şansı yoktu artık. Burası Ali’nin bir önceki yaşamında gördüğü her şeyden farklıydı. Bir önceki yaşamında hava maviyken şimdiyse sarı ve turuncu tonlarına yakın bir renkteydi. Deniz dalgalarının sesini çok net bir şekilde duyabiliyordu. Buradaki canlılar farklıydı. Tüm canlılar önceki yaşamından gördüğünden daha değişik ve biçimsizdi. Etrafında değişik yapılı kuşa benzer hayvanlar uçuşuyordu. İlk başta garipsese de sonradan böyle hissetmiyordu artık. Karşıdan diğerlerine göre daha eli yüzü düzgün bir insan gördü ve hemen yanına gidip konuşmaya başladı. Adamın bakışları ve konuşması onu rahatlatıyordu. Adam, onu aslında baştan beri gözlediğini ve birdenbire kendini yeni bir yaşamın içinde bulmasına nasıl tepki verdiğini bile izliyormuş. “Burası ne?” sorusuna “Burası sadece seçilmiş kişilerin yaşadığı ve herkesin istediği her şeyi yapmakta özgür olduğu, insanların kendilerini kontrol edip bulabildiği seçilmişler dünyası” dedi. Ali’nin korkusu baştaki haline göre azalmıştı; içindeki merak duygusu ve yeni bir hayata başlamanın verdiği cesaret artmaya başlamıştı. Kafasında bir şeyleri oturtup hepsini tamamlamak için karşısındaki adama durmadan sorular sorarak merakını az da olsa gidermeye ve kendini bu yaşama hazırlamaya çalışıyordu. Adama kendi ismini söylemeyi ve adamın ismini sormayı unutmuştu, art arda sorduğu sorular yüzünden. Adama sorduğu “Adın ne?” sorusunun üzerine adam adının “Gollum” olduğunu söyledi.

O da Gollum’a kendini tanıtarak yeni olduğu dünyaya ve buraya geliş amaçlarından olan kendini tanımaya ve kendi hayallerini yaşayıp tadını çıkarmaya başlamaya karar vermişti. Gollum’la tekrar görüşmek üzere vedalaşıp yeni serüvenine başlamıştı.

 

(Visited 23 times, 1 visits today)