Bu sabah başımın ağrısıyla uyanmıştım, küçük bir sineğin kanatlarını hareket ettirmesini bile duyabiliyordum. Evden çıkan en küçük sesleri bile duyabiliyordum, elektronik cihazların devamlı uğultusu, perdelerin sürtünmesi, küçük böceklerin yürümesi, duvar saatinin tak takları, dışardaki arabaların lastiklerinin asfalta sürtüşü… Hepsi sanki tam yanımda oluyormuş gibi. Sanki bütün bu sesleri kulaklarımda değil, bütün bedenimle dinliyor gibi hissediyordum.
Bu güce alışıp sokağa çıktığım an dünya bambaşka bir yere dönmüştü. Kuşların ötmesi tek bir melodi yerine her kuşun kendine özgün bir ritmi ve tonu vardı. İnsanların yürümesinden hislerini anlayabiliyordum; acelede olanları, huzurlu olanları, üzgün olanları yüzlerine bakmadan ayırt edebiliyordum. Ağaç artık sessiz değildi, yapraklarına çarpan rüzgardan çıkan ses bana bir hikaye anlatıyordu.
Bu işitme gücü hayatımı hem zorlaştırdı hem zenginleştirdi. İlk olarak kalabalıklar dayanılmazdı. Koridorlarda ya da yollarda her konuşma duyuluyor, gülüşler ve kapı sesleri beynimi yoruyordu. Arada sıra kulaklarımı kapatma hissi geliyordu, benim için sessizlik artık bir lüks olmuştu.Bazen kendi düşüncelerimi bile duyamıyor gibi hissediyordum. Ama zamanla bu hassas duyuya alıştım, gürültüyü ayıklamayı, nadir ve gerekli seslere odaklanmaya başladım.
Hayatımın en büyük değişimi müzikle ilişkim oldu. Daha önce sıradan gelen şarkıların artık derinliğini fark edebiliyordum, her şarkının farklı bir macerası oluyordu. Enstrümanların ve şarkıcıların seslerindeki en küçük titremeleri hissedebiliyordum. Kulaklıklarımı taktığımda dünya sakinleşiyor, seslerin karışıklılığı kaybolup düzene geçiyordu. Eskiden müzik benim için sadece bir hobiydi, şimdi hayatımın bir parçası haline gelmişti. Sessizlikte ve yalnızlıkta kendi melodilerimi duymaya başladım, aklıma gelen şarkıları yazılara ve notalara çevirmeye döndüm.
Bu yeni duyunun bana öğrettiği; bu aşırı sesli, meşgul ve dağınık dünyada kendi sessizliğimizi ve huzurumuzu bulmanın önemli olmasıdır. Artık seslerin arasında kaybolmuyor, onları anlayarak yaşıyorum. Bu dersin hayatımı daha kaliteleştirdiğini söyleyemem ama en azından huzurluyum. Bu süreçte sabretmeyi, dinlemeyi, kendime zaman ayırmayı ve nadir sessiz anları kıymetini de öğrendim. İç dengemi korudukça dış dünyayla ilişkimi koruyup, endişelerimi arkada bırakıp, geleceğe umutla bakmayı sürdürüyorum. Bu farkındalık bana güç, özgürlük ve derin iç huzur kazandırmaya devam ediyor.
