Geçen sene yeni yıla girmeye üç saat kalmıştı. Arkadaşlarımla evi süslemiştik. Elif Yeni yıl ağacını süslerken Zeynep hediyeleri koyuyordu. Annem yemeğimizi hazırlamıştı. Herkes bu yılın hatıralarını konuşarak yemeğini yedi. Yemekten sonra herkes bir tarafta sohbete dalmıştı. Büyükler çok mutluydu, biz oynarken kahkahalarını duyuyorduk. Biraz işim şehir, biraz tombala oynarken zaman nasıl geçti anlamadık bile. Saat 11 gibi artık uyku saatimiz gelse de havai fişekleri izlemek için bekliyorduk. 5 en iyi arkadaşımla 3 kelimeyle masal uydurmaca oynuyorduk. Artık saat 12’ye doğru havai fişek gösterisi başladı. Biz de daha iyi izlemek için üst kattaki odamın camına toplandık. Komşumuz bahçede ateş yakmış rengarenk ışıkların altında şarkı söylüyordu. Bu kartpostal gibi güzelliğin tam ortasında yıla girmeye saniyeler kalmıştı ki, bir gürültü koptu. Hepimiz ne oluyor diye korkuyla birbirimize bakıp aşağı koşmaya başladık.
Bizi babam karşıladı. Onlar da bizim düşüp yaralandığımızdan korkmuşlar. Bu sırada aynı sesi yine duyduk, ama bu kez dışardan olduğunu farkettik. Bahçeye koşarak çıktık, babam av tüfeğini de aldı. Korkuyla etrafa bakarken çam ağacının dallarına takılmış çırpınan geyiği gördük. Dışarıdan 10-9-8… diye yeni yıl için geri sayıma başlayanların sesi geliyordu. Geyikçik de sesten, ışıktan korkmuş gibiydi. Bir de neden herkesin ona baktığını merak ediyordu. Babamla Erdi amca dikkatlice dalları kesti. Hemen kafasıyla boynuzlarını çekip kurtuldu. Ama nedense hemen gitmedi. Biz de onun aç olduğunu düşünüp havuç, marul, kalmış salata, ekmek ne varsa getirdik. Bir köşeye koyduk, o da sakince yedi. Bunlarla uğraşırken yeni yıla gireli 15 dakika olmuştu bile. Bana göre yeni yılı en sürprizli bizim evdekiler yaşamıştı.
