Yeşil Cehennem

Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti.

 

1917 yılının soğuk bir sabahında Passschendaele’de savaşan askerler siperlerinde beklerken gökyüzü aniden yeşile döndü. Kimse başta bunun ne olduğunu veya ne anlama geldiğini bilmiyordu. Bulutlar normal değildi ve parıldıyordu. Kısa bir süre sonra garip bir biçimde parlamaya başladı ve bir koku yayıldı. İngiliz askerlerden biri “Gaz! Maskelerinizi giyin!” diye bağırdı ama artık çok geçti.

Birinci Dünya Savaşında en korkunç silahlardan biri olan klor gazının savaş alanında kullanıldığı bir gündü bu. İngiliz ve Fransız askerler, yoğun gazın içinde can çekişiyorlardı. Gözleri yanıyor, nefes alamıyordular. Kaçmaya çalışan askerler paniğe kapılıp birbirine çarpıyorlardı ve bazıları yerde ölüyordu. Cephenin dışına çıkan bazıları da hafif makineli tüfekler ile vuruluyorlardı.

Fransız askeri Louis, yanında öksüren arkadaşını desteklemeye çalışırken kendi ciğerlerine dolan gazla toparlamaya başladı. Gözyaşları içinde, yaşamak için çırpınıyordu. Yeşil sisin içinde ilerlerken, bir anlığına çocukluğunu hatırladı: Anne ve babasıyla birlikte Paris’teki Seine Nehri kıyısında yürüş yaptığı o mutlu günleri. Şimdi ise her şey ölümün gölgesindeydi. Siperin içine ulaşmaya çalışırken dizleri titredi, ayakta zor duruyordu. Ancak her şeye rağmen yaşamak istiyordu.

Karşı tarafta, Alman yüzbaşı Hartmann, gaz maskesinin ardından savaşı izliyordu. Emirlere uymaktan başka çaresi yoktu ama gördükleri karşısında içi acıdı. Çocukken büyükannesi ona, “Savaş kazananı yoktur ve olamaz.” derdi. Şimdi bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu anlıyordu. Sadece birkaç dakika içinde yüzlerce asker acı içinde yere düşmüştü. Hartmann, savaşın bu şekilde kazanılmasını sorguluyordu. Bir insana silahla ateş etmek bile korkunçtu ama görünmez bir gazla bir anda bu kadar çok insanın ölmesini izlemek, tarif edilemez bir vicdan azabıydı.

Saatler sonra gaz bulutu dağıldı. Hayatta kalanlar birbirine bakıyor, gördükleri manzaranın dehşetini anlamaya çalışıyordu. Toprak, ölenlerin bedenleriyle doluydu. Gök hâlâ yeşildi, sanki dünya da bu vahşetten etkilenmişti. Kimse konuşamıyor, sadece nefes almaya çalışıyordu.

Louis ve Hartmann o gün hayatta kalabildi, ama gördükleri şeyleri asla unutamadılar. Yeşil gökyüzü, savaşın yeni yüzü olmuştu. Yıllar sonra bile, Pierre geceleri uykularında gazın kokusunu hissettiğini söyleyecekti. Heinrich ise her an yeniden savaş alanına dönecekmiş gibi bir korkuyla yaşayacaktı. İkisi de hayatta kalmıştı, ama aslında savaş her ikisini de öldürmüştü.

(Visited 3 times, 1 visits today)