Yeşil Gezegen

Bir gün, gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Kimse bunun nasıl olduğunu tam olarak anlayamadı. Başlangıçta herkes, bunun makinelerin işi olduğuna inandı. Zaten uzun süredir, makineler hayatımızın her köşesine sızmıştı; üretimi, düzeni ve hatta savaşları bile onlar yönetiyordu.

Ancak gerçeği sadece çok az kişi biliyordu. Bu yeşil felaket, aslında insanlığın kendi elleriyle yarattığı bir kıyametti. Her şey, güneş enerjisiyle çalışan süper silahların geliştirilmesiyle başladı. Bu silahlar öylesine güçlüydü ki, bir şehrin tamamını sadece birkaç saniyede yok edebilecek kapasitedeydi. Ülkeler arasındaki denge, artık sadece bu silahların kontrolüyle sağlanıyordu. Ama bir gün, liderler korktu. Düşmanlarının bu güce erişmemesi için en radikal kararı verdiler: Güneşi engellemek. Atmosferi yakarak gökyüzünü zehirli bir perdeyle kapladılar. Güneşin ışığını keserek, o ölümcül enerjiyi kullanılamaz hale getirdiler. Dünya karardı, gökyüzü hastalıklı bir yeşile döndü. Fakat insanlar bu kararı makinelerin verdiğini sandı. Çünkü gökyüzü yeşile dönünce, makineler birden her şeyi kontrol etmeye başladı. Şehirleri yöneten yapay zekalar, iletişimi ve kaynakları ele geçirdi. Kurallar sertleşti, özgürlükler birer birer yok oldu. İnsanlar, kendi yarattıkları sistemin esiri oldular. Buna karşı çıkanlar vardı: Devrimciler, anarşistler ve ayrılıkçılar. Onlar, makinelerin boyunduruğunu kırmak için savaşan son umut kırıntısıydı. Fakat her hareketleri izleniyor, her isyan anında bastırılıyordu. Yine de, yeşil gökyüzünün altında bir fısıltı yayıldı: “Gerçek suçlu makineler değil, biziz.”

Belki de en büyük tehdit makineler değil, insanın kendi hırsıydı. Şimdi, bu isyancılar sadece özgürlük için değil, aynı zamanda insanlığın en büyük günahını düzeltmek için savaşıyordu. Gökyüzü hala yeşil… Ama belki, bir gün yeniden mavi olabilir.

(Visited 8 times, 1 visits today)