Bugün sabah her şeyin normal olduğunu varsayarak tuvalete girdim. Tuvaletten çıktığımda perdeyi açtım ve gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Resmen gökten yeşil bir sıvı yağıyordu!
Annem ve babam uyuduğu için onları uyandırmak istemedim, haberleri açtım. Dünyanın dört bir yanında gökten bu tuhaf sıvı yağıyordu ve bilim insanları, bu sıvının ne olduğunu çözmeye çalışıyordu. Aynı zamanda kimsenin dışarıya çıkmaması gerektiği duyuruluyordu. Okullar tatil edilmişti, tıpkı 2020 yılındaki covid-19 salgını gibi her yer karantina altına alınmıştı.
En kurak çöllerde bile bu sıvı yağıyordu. Hava sıcaktı ama yağmura benzeyen ve ne olduğu bilinmeyen bu sıvı yağınca, rüzgar esmeye başlamıştı. Haberleri okudukça her şey daha da anlamsızlaşıyordu.
Camı yavaşça açıp, eski bir kağıt tomarına uzandım ve rastgele bir kağıt çektim. Bu kağıdın üzerine düşecek olan yeşil sıvıyı incelemeye karar verdim. Ancak, her yerin karantinaya alınmasına sebep olan bu sıvının ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yokken, elimi uzatıp doğrudan bu sıvıyı incelemem doğru olmazdı. Bu yüzden kağıdı cımbızla tuttum. Camdan sarkıtarak 30 saniye boyunca beklettim, sonra elimi geri çektim.
Kağıtta, yeşil sıvının değdiği yerlerde bir boşluk vardı. Kağıdı kokladığımda çok güçlü bir kokunun burnuma çarptığını fark ettim. Gözlerim yaşarmaya, nefesim daralmaya başladı. Bir süre sonra, bu maddenin tehlikeli olduğunu burnumun kanaması üzerine fark ettim.
İki saat geçmişti ve hâlâ bu tehlikeli madde gökten yağıyordu. Ben televizyon izlemeyi seven biri olduğum için evde vakit geçirmeyi planlıyordum, ama bu durum beni dışarı çıkmaya zorladı. Haberlerde hâlâ her yerin karantina altına alındığını duyuran spikerler vardı. “Herkes camlarını ve kapılarını kapatmalı” diye altyazılar geçiyordu. Ben de telefonumu alıp arkadaşlarımı aradım. Onlar da benim gibi korkmuşlardı. Bu arada annem uyandığı için olanları ona da anlattım. Babam uyanınca ona da anlatmasını söyledim ve dışarı çıkmak için hazırlanmaya başladım.
Az sonra telefonumu alıp asansörü beklemeye koyuldum. Kimse dışarıya çıkamadığı için çabucak asansöre bindim. Bu arada telefonumdan mesaj atmaya çalışıyordum, ama bozulmuş gibiydi, çünkü hiçbir şeye tıklanmıyordu ve bir süre sonra tamamen kapandı. Ben telefonumla ilgilenirken, bir anda asansör durdu, ışıklar söndü ve müziğin sesi kesildi! Ben karanlıktan çok korktuğum için bağırmaya başladım, aynı zamanda alarm düğmesine basıyordum. Ancak bir anda sesim kesildi. Bunu isteyerek yapmamıştım; bağırmaya çalışıyordum ama boğazım hiç olmadığı kadar acıdığı için sesim çıkmıyordu. Çaresizce telefonuma uzandım ve açma tuşuna bastım. Başım döndü, yere düştüm ve o an fark ettim ki, asansöre yeşil bir gaz yayılıyordu. Güçlükle telefonumdan haberleri açtım, ama ben… okuyamadan… gaz…
