Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Önce kimse ne olduğunu anlayamadı. Sabah uyananlar, pencereye koştuklarında gözlerine inanamadılar. Gökyüzü her zamanki gibi mavi tonlarında değildi; zümrüt yeşili bir renge dönmüş ve ortadan sisler yayılıyordu.
İlk başta bunun bir tutulma tarzı birşey olduğunu sandık. Haber, kanalları bilim insanlarına soruyor, atmosferik bir olay mı yoksa doğa üstü bir olay mı olduğu tartışılıyordu. Fakat saatler geçtikçe bu garip yağışın etkileri görülmeye başlandı.Ağaçların yaprakları daha parlak hale geldi. Kuruyan dallar bir anda çiçek açmaya başladı. Sokaklarda, evlerde kurumuş çiçekler canlandı, bahçelerde beklenmedik şekilde tropik bitkiler filizlendi. Toprak adeta canlanmıştı. Şehirler, eskiden gri renkle dolu beton yığınlarından, yemyeşil bir ormana dönüşmeye başlamıştı.İnsanlar da değişti. Önceleri bu yeşil yağmurun kötülük getireceğini düşünenler, zamanla üzerlerine düşen damlaların bedenlerine bir hafiflik, bir sakinlik verdiğini fark etti. Depresyon ve kaygı yerini huzura bırakıyordu. İnsanlar birbirine daha nazik, daha anlayışlı davranmaya başlamıştı. Kavgalar azaldı, sokaklarda gülümsemeler çoğaldı.Bilim insanları bu durumun nedenini çözmeye çalışsa da, yağmurun kimyasal analizlerinde herhangi bir anormallik bulamıyorlardı. Doğa, insanları da içine alarak iyileşiyor gibiydi.Ancak bu değişimin en ilginç yönü, zaman algısındaki farklılaşmaydı. İnsanlar için aynı dursa da saat aynı hızda ilerlese de zaman daha hızlı geçiyor gibiydi. Yılbaşından yılbaşına çok daha hızlı geliyorlardı.
Yeşil yağmur haftalarca yağmaya devam etti. Artık kimse eskisi gibi değildi. Doğa ve insan arasındaki bağ giderek güçleniyordu. Şehirler, köyler, yollar, binalar, hatta arabalar bile yosunlarla, sarmaşıklarla kaplanmıştı. Metal ve betonun kötü görüntüsü yerini doğanın sıcak görünüşüne bırakıyordu.İnsanlar bu yeni dünyaya hızla uyum sağladı. İşyerlerine gitmek yerine toprakla ilgilenmeye başladılar. Market rafları boşaldı, ama kimse aç kalmadı; çünkü toprağa düşen her tohum filizleniyor, eskiden aylar sürecek olan büyüme süreci sadece günler içinde gerçekleşiyordu. Ağaçlardan meyveler sarkıyor, tarlalar kendi kendine bereketleniyordu. İnsanlar da eski hayatlarını hiç aramıyordu herkes de bundan sonra böyle yaşayacaklarını düşünüyordu. Ancak bazıları bu değişimi sorgulamaya başladı. İnsanların alışkanlıkları, sistemleri, ekonomisi, düzeni, rutinleri kısacası çıkarlarına yarayan herşeyi altüst olmuştu. Dünyayı yönetenler, düzenin bu şekilde devam edemeyeceğini düşünüyordu. Fabrikalar durmuş, para anlamsızlaşmıştı. Ünlüler ve iş insanları, eski düzeni geri getirmek için planlar yapmaya koyuldu. Kimler denedi kimler ama kimse bu düzeni değiştiremedi ve dünya sonsuza kadar yeşile büründü.
