Yıl 2040. Günlerden pazartesi. Japonya’nın Tokyo kentinde düzenlenen bir zekâ kongresinde, ekibimle birlikte geliştirdiğimiz ve haklı gururunu yaşadığımız projenin tanıtımı için bulunmaktayız.
Projemiz, 2040 yılında artan çevre kirliliğini önlemek amacıyla tasarlanmış ve insan yaşamına büyük ölçüde katkı sağlayacak bir buluştur. Kısaca anlatmam gerekirse bu icat caddelerde dolaşan bir robot süpürgedir. Topladığı atıkları, içinde bulunan geri dönüşüm kategorilerine ayırarak ilgili kurumlara teslim eder.
Ekibimle birlikte standımızı hızlıca kurduk ve heyecanla beklemeye başladık. Projemiz büyük ilgi gördü. Ekibimiz, icadımız olan Yeşil Akım’ı dünyanın dört bir yanından gelen mucitlere VR gözlükler aracılığıyla üç boyutlu olarak deneyimleme fırsatı sundu. Projemiz, ertesi gün yapılacak ödül törenine aday gösterildi.
Yirmi altı yaşında, hem kendim hem ekibim hem de ülkem adına yaşadığım bu gurur içimi ısıttı. Saat ilerleyince ekiple birlikte standı toplayıp yemek yemeye gittik. Japon mutfağı hem çok enteresan hem de bir o kadar lezzetliydi. Yemekten sonra konaklayacağımız otele geçtik.
Ertesi gün herkes oldukça motiveydi. Yıllardır büyük emek verdiğimiz projemiz Yeşil Akım artık resmen adaydı. Erkenden kahvaltımızı yapıp ödül töreninin gerçekleştirileceği alana doğru yola çıktık. İçerisi oldukça kalabalıktı ve ünlü mucitlerle doluydu. Biz buraya kazanmak için değil, ülkemizi gururla temsil etmek için gelmiştik. Zaten bu yarışı gönüllerde kazanmıştık.
Bir şeyi kazanmak için değil, inanarak ve emek vererek yapmalısın. Buradan küçük mucitlere sesleniyorum: Geleceğimiz sizlere ve sizden sonraki nesillere emanet.
