Yıllar Sonra…

Sene 2040. Japonya’da çok ünlü bir yapay zekâ kongresine katıldım. Gördüklerimi anlatsam da dinleseniz!

“Olmaz.” dediğimiz her şey olmuştu. Kendimi, eski çizgi filmlerden Jetgiller’deki şehirde gibi hissettim. Her yerde uçan arabalar, uçan kaykaylar, binlerce çeşit robot, suda gidebilen araçlar ve su altı trenleri vardı. Mavi, sarı, kırmızı, yeşil ve pembe renklerde; kanatlı, küçük ve tek kişilik uçan arabalar dikkatimi çekti.

Etrafta insanlar gibi dolaşan beyaz ve siyah renkli robotlar vardı. Bu robotlar belirli işler için programlanmıştı. Bazı robotlar ise çalışma alanlarına göre renkliydi. Hayvan robotları da vardı; hepsi rengârenkti. Gerçek hayvanlar gibi davranıyorlardı ama kimseye zarar vermiyorlardı. Filmlerde gördüğümüz her şey adeta hayat bulmuştu.

Her şey çok güzeldi. Bunların birçoğunun Türkiye’de de olmasını isterdim. Bu farklı araçları denemek çok eğlenceliydi ve hepsi sorunsuz çalışıyordu. Gördüklerimi gerçekten çok beğenmiştim. Ancak hayatı kolaylaştırdığı kadar bazı sorunları da beraberinde getirmişti.

Yapay zekâ, bilgisayarların insan gibi düşünmesini ve öğrenmesini sağlayan bir teknolojidir. Bilgisayarlara verdiğimiz bilgiler sayesinde öğrenir, karar verir ve hareket ederler. Robotlar insan gibi davranmaya başladıkça, insanlar giderek daha tembel hâle gelmiş gibiydi. Düşünsenize, bir gün bütün teknoloji aniden çökerse insanlar yollarını bir haritadan bulabilecek mi?

(Visited 5 times, 1 visits today)