Yurttaki gece sessizliği, demir yatakların hafif gıcırtısı ve ders notlarının hışırtısı arasında ağır ağır ilerliyordu. Tam kalemimi masaya bırakmıştım ki, koridorda yankılanan bir gürültü bütün dikkatimi dağıttı. Metal bir tepsi ya da belki bir dolap kapağının çarpma sesiydi bu, ardından gelen boğuk bir küfür ve hızlı adımlar. Dışardan gelen sesle irkildim, dışarı doğru koştum.
Koridorun loş ışığı altında, 3. oda önünde bir hareketlilik vardı. Kapı hâlâ hafifçe sallanıyordu. İçeriden gelen ağır nefes sesleri ve yerde parçalanmış bir kitaplık, az önce burada neler döndüğünü anlatmaya yetiyordu. Kutay, pencerenin önünde sırtı dönük duruyor, omuzları hâlâ öfkeden titriyordu. Ömer ise yatağının kenarında oturmuş, yüzündeki kızgın ifade yerini yavaş yavaş bir pişmanlığa bırakıyordu.
Odanın kapı eşiğinde durdum. İki Yakın arkadaşım arasındaki buz gibi sessizlik, her şeyden daha yüksek sesle çınlıyordu kulaklarımda. Kutay sırtının gerginliği, Ömer’in yere dikilmiş bakışları… İki tarafın da bir adım atmaya niyeti yoktu. Bu sessiz savaş alanında tek hareket, tavandaki flüoresan lambanın hafif vızıltısıydı.
Ertesi sabah, yurt koridoru her zamanki hareketliliğine dönmüştü. Kahvaltı tepsilerinin şıkırtısı ve koşturan ayak sesleri arasında, 3. Odanın kapısı hâlâ kapalı duruyordu. okuldan sonra geri döndüğümde, koridorda garip bir sessizlik vardı. 3. Odanın kapısının önünde durdum. İçeriden tuhaf bir tıkırtı geliyordu. Kapıyı aralayınca gördüğüm manzara beni şaşkına çevirdi.
Kutay ve Ömer, yerdeki kitaplığın parçaları arasında oturmuş, birlikte çalışıyorlardı. Ömer , tutkalı dikkatle uygularken, kutay vida ve tornavidayla uğraşıyordu. Aralarında tek kelime konuşma yoktu, ama bu sessizlik artık düşmanca değildi. Birbirlerine alet uzatışları, başlarıyla anlaşmaları, yeni bir dil yaratıyor gibiydiler.
O akşam, tamir edilmiş kitaplık tekrar yerine yerleştirilmişti. Üzerindeki vida izleri ve tutkal lekeleri, onun artık sadece bir kitaplık olmadığını anlatırcasına parlıyordu. Ömer ve Kutay aynı masada ders çalışıyorlardı. Aralarındaki o katı duvarlar yıkılmış, yerini utangaç bir uzlaşmaya bırakmıştı. Yurt koridorları, o geceden sonra farklı bir anlam kazandı. Bazen en gürültülü çatışmalar, en sessiz barışları getirebiliyordu. Ve bazen, kırılan bir kitaplık, aslında iki insan arasında yeni bir köprünün temelleri olabiliyordu.
