Zihin Okuma Yeteneği

Bir sabah uyandım, her şey normaldi. Taa ki insanların ne düşündüğünü duymaya başlayana kadar. Sanki dünya bir anda sessizliğini bozmuştu. Yan odadan kardeşimin kaygılarını, sokaktaki yabancının içsel çığlıklarını duyuyordum. Kulağıma fısıldanmayan ama zihnimde yankılanan cümleler… İlk başta bir süper güç gibi geldi ama sonra fark ettim ki her düşünceye sahip olmak, aynı zamanda büyük bir yük demekti. İnsanlar ne kadar çok şey saklıyormuş. En çok da kendilerinden. Bu yeteneği gizlemeye karar verdim. Sadece gerektiğinde, birine gerçekten yardım edebileceğine inandığımda kullanacaktım çünkü bazen bir düşünceyi bilmek değil, onu duymamış gibi yapmak daha insancaydı.

Ertesi gün yine insanların düşüncelerini duydum. Kalabalık içinde yürürken herkesin kafası doluydu. Bazıları üzgündü, bazıları korkuyordu. Herkes gülümsüyor ama içinden bambaşka şeyler söylüyordu. Bir kafeye oturdum. Karşımdaki yaşlı adamın aklından şu geçti: “Oğlumu yıllardır aramadım. Keşke konuşabilsem.” Bir kâğıt parçasına “Aramak için geç değil.” yazdım ve masasına bırakıp kalktım. Belki bu yetenekle herkese yardım edemem ama bazılarının hayatına dokunabilirim diye düşündüm ve o gün, sessizce yapılan bir iyiliğin ne kadar değerli olduğunu fark ettim.

Üçüncü gün her şey değişti. Sabah uyandım, bu kez sessizlik vardı. Kimsenin düşüncesini duyamıyordum. İlk başta panikledim. Yeteneğim kaybolmuştu. Sokağa çıktım, insanlara baktım. Ne düşündüklerini artık bilmiyordum ama gözlerine dikkatlice bakınca şunu fark ettim: Zaten her şey gözlerinde yazılıydı. Üzgün olanın omuzları düşüktü, mutlu olan hafifçe gülümsüyordu. O an anladım ki zihin okumaya gerek yok. Gerçekten dinlemeyi bilirsek insanlar zaten içlerini açıyor. Belki artık düşünceleri duyamıyordum ama daha iyi bir şey kazandım: Empatiyi öğrendim ve bu, her şeyden daha güçlü bir yetenekti.

(Visited 9 times, 1 visits today)