Zihin Okuyucu

Sabah kuşların cıvıltısıyla ve gözüme giren güneşle uyandım. Normal bir sabaha benziyordu. Hâlbuki etraf biraz daha sesliydi. Neden acaba? Yatağımdan kalktım ve pencereden etrafa bakmaya başladım. Herhalde daha tam uyanamadığım için bir şeyler duyuyordum zira kimsenin ağzı açık bile değildi. Kuşlar da kendi âlemlerinde cıvıldıyorlardı sadece. Dişimi fırçalayıp ailemle kahvaltı yapmak manasıyla aşağı indim. “Günaydın.” dedim ve her günki oturduğum yere yerleştim. Kardeşimden bir ses çıktı. “Of sanki bir gün de başka yere oturamaz.” gibi duydum. “Ne dedin anlayamadım?” dedim, moralim tam da kardeşimle kavga etmek için uygundu. Kardeşim bana baktı ve “Ben bir şey demedim ki? Ne saçmalıyorsun sen?” dedi. Donakaldım. Ben çok net ne dediğini duymuştum. Yoksa, az önce kardeşimin zihnini mi okumuştum?

Hiçbir şey olmamış gibi davrandım ve ailemle kahvaltımı ettim. Sonra da servisime alelacele yetişip yerime oturdum. Yok artık, gerçekten de insanların zihinlerini okuyabiliyordum!! Bugün gerçekten çok eğlenceli bir gün olacaktı. Servis okula vardığında servisten ilk inen ben oldum çünkü ilk ders yetişmem gereken bir sınavım vardı. Koşarak son dakika sınıfıma ulaştım, arkadaşlarımı selamladım ve yerime oturdum. Hoca sınıfa girdiğinde birkaç sessiz mırıldanma duydum. İşitebildiklerim “Öf, yine mi bu hoca sınavda bekçi.” gibi şeylerdi. Hoca gerçekten de sınavlarda çok kötü bekçilik yapardı ama bu konuya girmeyeceğim. Sınav başladığı anda sesler çok yükseldi. Herkes kendi kendine cevapları düşünüyordu. Ben hariç. Sınıfın akıllı çocuğuna döndüm ve zihninden geçenlere bir kulak verdim. Cevapları çok net bir şekilde çözüyordu. Bu güç ne kadar da güzel bir şeydi! Sınav bittikten sonra arkadaşlarımın yanına koştum ve onlarla biraz sohbete daldım. Neyseki hiçbirinin aklından kötü şeyler geçmiyordu. Ama zihninde okuduklarıma dayanarak bir arkadaşım sabah gelmeden kahvesini düşürdüğü için mutsuzdu. Klasik kahve bağımlısı işte. Onlara birkaç işimin olduğunu söyledim ve hemen iki tane yakıştırdığım hocayı gizlice izlemeye başladım. Tahmin ettiğim gibi, ikisi de birbirine aşıktı. Oldu bu iş. Bütün okul günümü insanların zihinlerini okumakla geçirdim. Çok eğlenceli şeyler vardı o zihinlerde. Birisi okul girişinde bir muz kabuğuna takılıp düştüğünü zihninde tekrarlayıp duruyordu. Ben de herhalde bir 30 kere görmüş oldum o sahneyi.

Bugünüm çok uzun bir gün olarak geçti ama çok da zevk aldığım bir gün oldu. Makyajımı temizledim, dişlerimi fırçaladım ve biraz telefonda bakındıktan sonra yatağa girdim. Yarın kimlerin zihinlerini okumayı değerlendirmeye başladım. Annem ve babamınkini daha okumamıştım. Babam muhtemelen zihninde formula maçı izliyordu. Annem ise arkadaşlarının ona gönderdiği komik videoları düşünüyordu. Bunları düşünmeye dalmışken uykum beni yavaş yavaş kendisine çekti.

(Visited 6 times, 1 visits today)