Zihnimdeki Kelimeler

Bir sabah uyandığımda insanların zihinlerini okuyabildiğimi fark ettim. Bu hayatımı kökten değiştiren, muazzam bir güç ve aynı zamanda büyük bir sorumluluktu.O an ilk kez insanların zihnini okuyabildiğimi fark etmiştim annemin,babamı,kardeşlerimin,metro yolcularının ve yanımda yürüyen herkesin gizli kaygıları, ertelenmiş hayalleri ve en gizli sırları bile zihnime hücum etti. İnsanların gerçek benlikleri, kelimelerin ardına saklandıkları maskeler düşmüş gibi önümdeydi. Başlangıçta bu kontrolsüz bir biçimde aklımda beliren kelimeler ve cümleler bana aşırı fazla zorluk yaratmasından dolayı ilk ve en önemli görevimi bu yeteneğimi kontrol altına almayı öğrenmeye çalışmayı kararlaştırmıştım .Biraz zorlansamda en sonunda başarabilmiştim.Yoğun meditasyon ve odaklanma egzersizleriyle, düşünceleri sadece istediğim zaman ve istediğim kişiye odaklanarak algılayabilir hale geldim. Bu filtreleme, gücümü sorumlu kullanmamın ilk adımıydı.
​Bu gücü kesinlikle kişisel çıkarlarım için kesinlikle kullanmayacağıma dair kendime  bir söz verdim.O yüzden benim görevim, yargılamak değil, anlamak ve yardım etmek olmalıydı.
​Zihin okuma yeteneğimi ilk olarak insanları anlamak ve yardım etmek için kullanırdım. Psikologlar ve terapistlerle iş birliği yaparak, kendini ifade edemeyen, otizme veya derin travma yaşamış kişilerin zihinlerindeki karmaşayı doğrudan görerek, onlara yönelik doğru tedavi ve destek yöntemlerinin geliştirilmesine rehberlik edebilirdim. Bu, kelimelerin bile yetersiz kaldığı yerde başlayan gerçek bir şifa süreci olurdu.
​Diğer bir kullanım alanı ise adaleti , eşitliği ve gerçeği desteklemekti. Masum bir insanın aklanması veya önemli bir suçun failinin kesin olarak tespiti için bu yeteneği bir “gerçek filtresi” olarak kullanabilirdim. Ancak düşüncelerin eylem olmadığını unutmadan, kanunları hiçe sayan bir yargıç pozisyonuna asla geçmezdim ve buna yardım bile etmezdim dediğim gibi her zaman doğruyu savunurdum.
​Ve bu gücümün diğer bir kullanım alanıda siyaset olurdu. Belki de bunun en büyük potansiyeli küresel anlayış ve barışa katkı sağlamaktı. Uluslararası diplomaside liderlerin ve diplomatların gerçek niyetlerini ve gizli ajandalarını bilmek, yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırarak daha hızlı ve kalıcı barış anlaşmalarına yol açabilirdi. Savaşlar güvensizlikten doğar; zihin okuma, bu sis perdesini kaldırarak, insanlığın ortak faydasına hizmet eden ve insanlığa olabildiğince yardımcı ve destek olucak çözümleri bulmayı zorunlu kılardı.
​Bu yetenekle uyanmak, bana insan doğasının karmaşıklığını ve kırılganlığını gösterdi. Zihin okuma, insanlığı yargılamak için değil, insanlık adına eyleme geçmek ve yardımcı olmak için bir davettir. Bu sessiz güç, büyük bir sorumlulukla taşınmayı gerektirir ve ben bu sorumluluğu layığıyla taşımaya kararlıyım.

(Visited 413 times, 1 visits today)