İmkânsız Geçmiş Karşılaşması

Bir hayal kurun…
Geçmişteki siz, bugünkü size geliyor. Ne diyeceğini bilmiyorsunuz. Belki
“Keşke saçını kazıtmasaydın!” diyecek, belki de “Sonunda blog bitti!” diye sevinecek.

Peki ya siz ne yapacaksınız? Şaşkınlıktan ağzınızı mı açamayacaksınız, yoksa geçmişe durmadan anılarınızı mı anlatacaksınız?
Ben geçmişteki kendim olsaydım, anıların bana anlatılmasından çok sıkılırdım. Ne de olsa o anıları zaten ben yaşıyorum.

Eğer geçmişimle konuşsaydım, muhtemelen uzun bir sohbet olurdu. Geçmişteki ben büyük ihtimalle,
“Bursluluk sınavına çalışsaydın daha iyi olurdu.” derdi.
Ya da “LEGO’nu geçmişte yapsaydın şimdi yapılmayı beklemezdi.”
“Keşke kardeşinin kum saatini kırmasaydın.” gibi cümleler kurardı.

Fark ettiyseniz bunların hepsi geçmişe dair öğütler. Elbette sınırsız sayıda ihtimal var. Düşünsenize, 11 yıllık bir geçmiş… Kim bilir benim bile hatırlamadığım neler vardır hafızamda ve anılar kitabımda. Belki beni bir kitabı tekrar okumaya teşvik ederdi. Seçenekler o kadar fazla ki saymakla bitmez.

Bunları böyle eminmiş gibi yazıyorum ama aslında ortada bir kanıt yok. Daha önce de söylediğim gibi, her şey olabilir. Ancak ben, geçmişimin kızacağı şeylerden çok beni tebrik edeceğini düşünüyorum.

Üç-dört yaşlarımdaki hâlim,
“İyi ki basketbola başlamışsın abi.” diyebilirdi.
Geçmişte yaptığım şeylerin, gelecekte kazandığım başarılar sayesinde beni gururlandıracağını hissediyorum. Mesela,
“Bak, o bloğu özenli yazman sana bir sertifika kazandırdı.” ya da “Ukulele çalmaya daha erken başlayabilirdin ama yine de çok iyi ilerledin.” diyebilirdi.

Gördüğünüz gibi burada da ihtimaller sınırsız. Anlayacağınız, bu biraz uzun bir konuşma olurdu. Ben pek bir şey söylemeden geçmişimi dinlerdim; en azından öyle düşünüyorum. 🙂

Sonuç olarak geçmişimle yapacağım bu konuşmanın sessiz ama olumlu geçeceğini düşünüyor ve bunu benimsiyorum.

(Visited 3 times, 1 visits today)