Amerika’da Bir Ay

Ben altı yaşındayken, abim yaz  tatilinde teyzemlerle  Orlando’ya gitmişti. Küçük olduğum ve annemle babamdan uzun süre ayrı kalamayacağımı düşündükleri için beni götürmemişlerdi.  Abim döndüğünde oralarla ilgili çok şey anlatmıştı ki bir gün Orlando’ya gideceğim hayaliyle tam on  yaz geçirdim.  En sonunda bu yaz  Orlando’ya gideceğimizi öğrendiğimde duyduğum heyecanı anlatamam. Hem de canım anneannem  de bizimle geliyordu.

Bir cumartesi sabahı cümbür cemaat  uçağa bindiğimizde tam on kişiydik. On bir saat süren yorucu ama  eğlenceli yolculuktan sonra, önce Miami’ye  geldik. Miami,  Amerika Birleşik Devletleri’nin güney doğusunda,  Atlas Okyanusu kıyısında,  Orlando eyaletine ait  oldukça turistik bir şehir. Upuzun bir sahili var. Miami’de sadece bir gün geçirdiğimiz için ancak sahil boyunca arabayla dolaşıp etrafı seyrettik. Ben ve kuzenim, kumsalı görünce dayanamadık  ve biraz yüzdük. Okyanusta yüzmek farklı olur diye düşünürdüm hep ama çok da farklı değilmiş. Ertesi gün, kiraladığımız minibüse doluşarak, 3 saat süren yolculuktan sonra Orlando’da kalacağımız eve vardık. Orlando’nun denize kıyısı yok. Hiçbir yükseltisi olmayan, uçsuz bucaksız dümdüz bir arazide kurulmuş. Bence tek özelliği, bütün çocukların hayalini süsleyen Disney World’e ev sahipliği yapması. Disney World  bütün dünya üzerindeki Disney adıyla kurulmuş tüm eğlence parklarının en büyüğüdür. Diğer ülkelerdeki Disneylandlerin çoğu küçük ama daha az eğlencelidir. Yani bence küçük yaştan itibaren en az 1 kere gidip görülmesi gereken bir yer. İlk olarak 1955’te kurulan bu yerin kurucusu elbetteki adını soyadından alan Walt Disney’dir. Adam hayatı boyunca çalışıp bıkmadan, usanmadan geleceğine yatırım yapmış. İlk izlenimlerimde Disney World’ün küçük olduğunu düşündüm ama içeri girdiğim andan itibaren tüm düşüncelerim bir anda aklımdan uçuverdi. Benim o küçük dediğim yer aslında 4 farklı kıtaya ve bölgeye bile ayrılıyormuş. Yani anlayacağınız Disney World’ü gezmeniz en az 1 ile 2 hafta arası sürebilecek kadar uğraştırıyor. İçeriye ilk girdiğinizde sizi ağaçlarıyla görsel şölen yaşatan koskocaman bir orman bekliyor olacak. Yavaş yavaş sabırla ilerlediğiniz otobanda sona geldikçe mutlu olacağınızı hissedeceksiniz. Biz de sıramızı bekledik bekledik sonunda sıra bize geldi ve artık biletlerimizi önceden ayırttığımız için kontrol noktasından kolayca geçip otoparka arabamızı bıraktıktan sonra eğlence kat sayımızı yavaş yavaş arttırdık. Benim için eğlenceli bir gezi de olsa açıkçası eğer gittiğiniz bölgede konuşulan dilden haberiniz yoksa zorlanacağınıza dair birçok şey söyleyebilirim. Örneğin benim için kolay oldu çünkü İngilizce konuşarak kendimi Türkçede olduğundan daha iyi ifade ettiğim için her şeyi açıklayıp anlatabildim. Her gittiğimiz yerde en az 2 saat geçirdiğimi ve Disney World’e bir kez daha gitmek istediğimi açıkça belirtmek isterim.

Disney World’de önermeyeceğim tek şey giderken yanınızda büyük bir çantayla gitmeniz. O ünlü roller coasterlarına binerken bile o koskocaman çantayı bizim Tükiye’de olduğu gibi sallaya sallaya gezdiremiyorsunuz yanınızda. Bu büyük bir sıkıntı olmasına rağmen çoğu turistler çantaları sırtlarına değil de bulundukları veya roller coasterlarda oturdukları yerle sabitliyorlar. Ha unutmadan Florida’da kaldığımız yerin birkaç ayrıntısına girmek ve eğer ileriki hayatınızda yaşamak istediğiniz bir yer olarak gözlemliyorsanız birkaç tüyo vermeliyim: Ben Kissimee’de kaldım. ‘Disney Resorts’ başlığı altında Disney’e yaklaşık 15 dakika uzaklıkta 2 katlı kocaman bir ev kiraladık. Son olarak da eğer Florida rüyalarınız var ise kesinlikle yaz ayının o kavurucu sıcağına soğuk olmasını istediğiniz ama sıcak esen o esintilerine ve en önemlisi de böceklerine karşı zaafınız olmalı ki kalmalısınız çünkü inanılmaz derece kavurucu sıcağı sizi artık klimayla bir bütün yapacak hale geliyor hatta bazen kendinizi klima ve havalandırmaların önünde bile bulma imkanınız var. 

Tam yirmi bir gün kaldık Orlando’da. Nasıl geçtiğini anlamadım bile. Ben daha kısa sürer diye düşünmüştüm. Seneye de gidiyormuşuz. Artık daha bilgili ve tedbirli olduğum için sıkıntı çıkacağını düşünmüyorum. Umarım yazımı beğenmişsinizdir ve sizlerin de aklında soru işareti bırakmamışımdır.

Have A Magical Day! (Sihirli Günler) bu Disney’deki çalışanların sürekli söylediği bir özlü söz

 

(Visited 119 times, 1 visits today)