KAÇMAK

Uyandığımda ilk aklıma gelen şey neden göremediğim oldu. Bir süre sonra sadece karanlık, penceresiz bir odada oluğumu fark ettim. Ve en son yatağımda uyuduğuma adım gibi eminim. Oturduğum bu soğuk zemin yatmak için tercih edeceğim en son yer olabilirdi. Nerede olduğuma bir türlü anlam veremiyordum. Ya da nasıl burada olduğuma… Yavaşça ayağa kalkıp bir şeylere çarpana kadar yürümeye başladım. Ama bu yürüyüş, umduğumdan uzun sürdü. En az birkaç dakika odanın içinde dümdüz ilerlemiştim. En sonunda ise bir duvara çarptım. Bu bana belki yardım edebilecek en harika şeydi. Böylece duvara elimi koyarak yana doğru ilerledim. İlerledikçe odanın başka bir duvarına yaklaştığımı hissedebiliyordum. Duvarın sonuna geldiğimde, elimde soğuk bir metal hissettim. Sanırım sonunda kapının kolunu bulmuştum. Açmak kolay olduğu için şüphelendim. Sonuçta eğer buraya bilmeden getirildiysem, neden kimse önlem almamış olabilir? Bu düşünceyi aklımdan silmeyi denedim. Çünkü o an kaçmam lazımdı. Hemen kapıyı yavaşça araladım. Gıcırdayan kapılar! Ne harika(!). Kimsenin bir ses duymadığını umarak meşaleler ile aydınlatılmış bir koridorda yürümeye başladım… Sonunda çıkış kapısını bulmuş olmalıydım. Çünkü gün batımının görüntüsü çok net bir şekilde gözüküyordu. Kapıyı açıp içimde büyük bir sevinçle koşmaya başladım. Ama bu sevinç o kadar uzun sürmedi. Çünkü ben daha binayı yeni terk ederken binaya yeni giren bir adama çarptım. Şanslı olduğunuzu asla erkenden düşünmeyin! Aslında bir bina diyemem. Ama katlar vardı. Ve şu an konumuz kesinlikle bu olmamalı. Saçları gözlerini, maskesi ise yüzünü kapatıyordu. Bana kaşlarını çatarak baktı. Ben o an korkudan donakalmış bir şekilde ona bakıyordum. O an arkamdan saçını iki yana toplamış bir kızın omzuma dokunmasıyla irkildim. “Merhaba! Misafirler öylece kalkıp gitmez değil mi? En azından bir görüşürüz deseydin!” dedi kız. Bense arkama bakmadan kaçmaya başladım. O an son nefesimi harcayana kadar koşuyordum. O sırada ” Tekrar bekleriz! Umarım bir daha görüştüğümüzde bir görüşürüz demeden gitmezsin!” diyerek arkamdan bağırmaya başladı. Arkadaş canlısı birine benziyordu aslında. Ne düşünüyorum ben? O bani kaçırdı böyle düşünemem! İsmine bile bakmadan bir binanın içine girdim. Ve şansım pek harika değildi. Girdiğim gibi bir sahneye koştum. O dağınık saçlarımı en azından yapsaydım! Şu an yüzlerce kişinin önünde rezil olmuş gibi hissediyorum Bir dakika zaten rezil oldum! Herkes benden bir konuşma bekliyordu. Benden önce başak birisini sahneye alın lütfen! Şu an ne hakkında konuşacağımı bile bilmiyorum! Konuşmamı yapmak için alkışlar eşliğinde kürsüye çıktım. Tam konuşmaya başlayacaktım ki kalabalığın arasında onu gördüm. O kızı… Yanında başkası yoktu ama onun burada olması bile korkmama ve stres yapmama yeterdi! Sanki yeterince stres yapmıyormuşum gibi! “Şey… Merhaba… Ben sanırım konuşma yapacağım. Şey… Nasılsınız? Ben sanırım iyi olmayı deniyorum. Sizde deneyin bence. Eğlenceli… Yaşasın?” dedim o stres altında. Herkes bana soran gözlerle baktı. Ama o stres altında ne yapmamı beklediler zaten? Sahneye başka bir kadın girdi. “Tamam… Konuşman için teşekkürler. Sanırım?” ve beni tuttuğu gibi yana çekti. Bense bıraktığı gibi kaçtım. Rezil olmuştum! Umarım tek derdim rezil olmak olur!

(Visited 4 times, 1 visits today)