Karanlık bir günde otobüsten indiğimde hava beklediğimden çok daha kapalıydı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir mutsuzluk belirdi. Bu hisle adımlarımı hızlandırarak eve doğru yürümeye başladım. Sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordum.
Nereye gitsem her yer bomboştu. Bu durum beni korkutmaya başlamıştı. Eve vardığımda televizyonu açmak istedim fakat çekmiyordu. Birkaç dakika sonra odamdaki sessizliği bozan, ne olduğunu anlayamadığım bazı sesler duydum. Korkarak odama girdim ama ortada hiçbir şey yoktu.
Olanları unutmak için yapabileceğim en iyi şeyin uyumak olduğunu düşündüm ve derin bir uykuya daldım.
Ertesi sabah her şey normal görünüyordu. İnsanlar günlük işlerini yapıyordu ama herkesin bir acelesi vardı. Sanki bir yerlere yetişmeye çalışıyorlardı. Umutla televizyonu açtım ve o korkutucu haberle karşılaştım. Haber spikeri, yaşadığımız bölgede büyük bir sel baskını olduğunu söylüyordu.
O an her şey anlam kazandı. Demek ki dün havanın kapalı olmasının sebebi buydu. Bugün insanların telaşla eşyalarını toplamasının nedeni de yaklaşan tehlikeydi. Birkaç gün sonra sel sona erdi ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. İnsanlar evlerinden çıkamaz olmuş, teknolojik aletlere daha fazla yönelmişti.
Bu duruma bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüm. O akşam herkesin biraz olsun kafasını dağıtabilmesi için bir akşam yemeği düzenledim. Herkes katıldı. İnsanların yüzlerinin yavaş yavaş gülmeye başladığını fark ettim. Amacıma ulaştığımı hissediyordum.
O yemekten sonra insanlar daha sık konuşmaya ve görüşmeye başladı. Aramızdaki bağ güçlenmişti. Kim bilebilirdi ki kötü sonuçlar doğurabilecek bu olay, aslında bizi birbirimize daha da yakınlaştıracaktı?
