Kelebek Etkisi

0

Onunla tanışmamın bütün hayatımı değiştirebileceğini bilmiyordum. Yağan yağmura, gecenin soğukluğuna ve ayağımdaki terliklere aldırmadan sanki üzerimdeki yükler koşarsam sokaklara dağılacakmış gibi saatlerce koştuğum o gece. Üzerimde kuru bir kıyafet ve ayakta durabilecek gücümün dahi kalmadığı o gece. Karşıma çıkan ilk mekana girdiğim, dinen yağmurun aksine dinmeyen gözyaşlarım eşliğinde bir sandalyeye oturup içecek bir şeyler söyledim ve aydınlanan gökyüzünü izlemeye başladığım o gece. Her şeyin başladığı o gece…

‘’En son böyle ağladığımda iki gün başım ağrımıştı. Her kim veya ne için üzülüyorsan eve giderken ağrı kesici almanı tavsiye ederim.’’ Yanımdan gelen sesle yüzümü buruşturdum. Neydi bu şimdi, bir çeşit flört etme şekli falan mı? Saçma tavsiyesi karşısında sessiz kalarak yanımdan kalkması için adama bakmaya başladım. ‘’Anlatmak ister misin? ’’ Adamın gitmeyeceğini anladığımda o yokmuş gibi davranmaya karar verdim. Kafamı cama yaslayarak gözlerimi kapattığım sırada konuşmaya başladı ‘’ Sana asılmaya çalışmıyorum merak etme. Sadece kötü bir gün geçiriyorum ve konuşacak birine ihtiyacım var. Gördüğün gibi burada bizden başka kimse yok.’’ ‘’ Üzgünüm ama benim dertlerim bana yetiyor.’’ dedim. ‘’O zaman önce sen anlat nasıl olsa bolca vaktimiz var.’’ demesiyle birlikte derin bir nefes alarak adama döndüm ve ‘’ Eğer anlatırsam gidecek misin?’’ diye sordum. Kafasını salladığında hiç istemesem de anlatmaya başladım.

Adını bile bilmediğim adama daha önce kimseye anlatmadığım şeyler anlatmıştım. İşin garip yanı hoşuma da gitmişti. Birkaç saatliğine de olsa bütün dertlerimden uzaklaşmış ve çocukluğuma dönmüştüm. Fakat çocukluğumdan normal hayata dönmem pek de uzun sürmedi. Öğlene doğru eve dönerken üzerimdeki mutluluğun ve enerjinin yavaş yavaş kaybolmaya başladığını hissediyordum. Ne sanıyordum ki bir gece tanımadığım bir adama yaşadıklarımı anlatıp biraz sohbet edince her şeyin geçeceğini falan mı?

Aradan yaklaşık altı ay geçmişti ve biz Ozan’la hala görüşüyorduk. En yakınımdı ve birlikte sık sık buluşup sohbet ediyorduk ve o gün… İşte ne olduysa o gün oldu. Annemden bir telefon aldım ve adıma bir kitap çıkarıldığını, yazarının ise Ozan olduğunu söyledi. Adeta dumur olmuştum. Bir süre olduğum yerde kaldıktan sonra annemin sesiyle kendime geldim, işim olduğunu ve kapatmam gerektiğini söyleyerek telefonu kapattım ve Ozan’ı aradım. Birkaç çalıştan sonra telefonu açtı ve sanki hiçbir şey olmamış gibi ‘’Efendim’’ dedi ‘’EFENDİM’’. O kadar sinirliydim ki tanıştığımız yere gelmesini söyleyerek başka bir şey söylemesine izin vermeden telefonu kapattım.

Oraya vardığımda Ozan çoktan gelmişti. Yanına doğru ilerledim. Geldiğimi fark etmiş olacak ki ayağa kalktı. Onu ittirerek gerilemesine sebep oldum ve bağırmaya başladım ‘’ Bana yalan söyledin! Sana anlattığım onca şeyden sonra bana yalan söyledin!’’. Etraftakilerin bakışları çoktan bize dönmüştü. Ozan ‘’ Gel bunu dışarıda konuşalım, herkes bize bakıyor.’’ dedi ama ‘’herkes’’ benim umurumda değildi. Aylardır güvenerek her şeyimi anlattığım, en yakın arkadaşım dediğim adam ona anlattığım her şeyi insanlara anlatmayı seçmişti ve üstelik bana yazar olduğunu bile söylememişti. ‘’Ben sana yalan söylemedim çünkü sana mesleğimle ilgili bir şey söylemedim.’’ dedi. Daha fazla konuşursak kalbini kıracağımdan emindim o yüzden yürümeye başladım.

Eve geldiğimde kapının önünde bir paket duruyordu. Paketi alarak içeri geçtim ve koltuğa oturup paketi açmaya başladım. İçinden bir kitap çıkmıştı. ‘’ Kelebek Etkisi’’ isimli kitabın ne olduğunu az çok tahmin ediyordum. İlk sayfasını çevirdiğimde tahminlerimin doğruluğunu kanıtlayan o yazıyı gördüm ‘’ Pınar Yıldız’a ’’. Kitabın içeriğini bilsem de okumaya başladım. Okudum, okudum, okudum… hayatım gözlerimin önünden geçiyor dedikleri bu olsa gerekti. Benim hayatım henüz bitmemişti fakat kitap her ne kadar benim hayatımı anlatıyor olsa da kitaptaki hayatım bitmişti üstelik güzel bitmişti. Benim hayatım olamayacak kadar güzel bitmişti ve o an bir karar verdim. Bu hikayedeki kız bendim ve benim hayatım yazılmıştı, tek yapmam gereken mutlu sona ulaşmaktı.

 

 

(Visited 1 times, 1 visits today)

About Author

Kelebek Etkisi

0

Sırlar ve gizem… Birkaç yıldır içinden çıkamadığım, hayatımı özetleyen iki kelime. Çoğu zaman kimse belli etmez ama bu hayatta herkesin başkasına göstermediği bir yüzü vardır. Kimi zaman hayatın içinde farklı farklı rollere gireriz. Aslında bu insanoğlunun doğasında vardır ve herkes farklı bir rol oynar. Çoğu zaman doğaçlama yapılır ve bunu yaparken hiç zorlanmazlar. Büyük riskler alırlar ama bu onları alakadar etmez. Sonuçta hayat herkes için devam ediyordur ve bir ceza çekilecekse çekilir. Tabii ki hayatı akışına bırakmak ve kendini kasmamak her zaman için en doğru olanıdır ancak unutulmamalıdır ki kaş yapacağım derken göz çıkarmak da doğru bir tutum değildir. Size az sonra anlatacaklarımda tam da kaş yapacağım derken göz çıkaran tanımına uyan insanlar var.

arkadaş ile ilgili görsel sonucu

 

Sıkı bir çalışma temposunu geride bırakmış, hayatımın başladığı asıl basamak olan üniversiteye adım atmıştım. Mutluydum ve ilginç bir şekilde enerjiktim. Belki de beni cezbeden, yeni insanlar tanımak ve yeni bir sayfa açmaktı. Tabii yeni sayfanın kirden ve tozdan oluştuğunun ancak sonraki zamanlarda farkına varabildim. Birine değer vermek, onu sevmek ve ne pahasına olursa olsun bırakmamak doğru olan değil midir? Evet, yollar engebeli olur, hatta bazen pes edersin ve ‘’benden bu kadar!’’ Dersin ama içindeki o umut ışığını asla söndürmezsin. Çünkü bu senin yapında vardır ve şu hayattan öğrendiğin en doğru şey belki de düşenin elinden tutup arkanda bırakmamandır. Ben de bunu yapmıştım. Tek suçum buydu. Gerçekten inanamıyorum! Bir insana iyilik yapmanın neresi kötüdür, anlayamıyorum. Biz beş kişiydik. Üniversitenin başında birbirini bulduğunu zanneden beş kişi… İlk başlarda o kadar mutluyduk ki halimizden, sanki içimizde gerçekten arkadaşlık sevgisi varmış, sonsuza kadar imrenilerek bakılan dostluklar listesinde adımız geçecekmişçesine bir dostlukmuş gibi gelirdi. Keşke onlarla tanışmadan önce hayata karşı taktığım pespembe gözlüğü çıkarıp her şeyin farkına varsaymışım ama son pişmanlık fayda etmiyor işte… Bizim şer birliğinde kelebek sistemi uygulanırdı. Kim birine kötülük yapmak istese kişiden kişiye mum üfleme etkisinden o kötülük fırtınaya dönüşürdü. Belki de bu döngüyü bozduğum için bana bunları yaptılar, kim bilir…

İlk başta mor saçlı kız olayları başlattı, sonrası fermuar gibi çözüldü. Aynı bölümde okuduğumuz bir kıza oyun oynamayı ve arkasından tezgah kurmayı teklif etti. Resmen kötülükle besleniyordu. Bunun çok yanlış olduğunu söyledim ama nafile. Bizim şer birliğinin dördü planlarını da yaptı. Bu kızın sevdiği bir çocuk vardı. Biz de beşimiz kafeteryadayken itirafı duymuştuk ama kimseye söylemeyeceğimize söz vermiştik. Kızın yüzü buz kesilmişti ve söylersek her şeyin biteceğini, hoşlandığı kişinin ona okulu dar edeceğini ve onunla alay edeceğini söyledi. Açıkçası hoşlandığı ismi duyunca biz de şaşırmıştık ve gerçekten söylediklerinin olabileceğini biliyorduk. Çünkü bahsettiği kişi çok tehlikeli biriydi ve geçen sene itirafı yapan kişilerden biriyle megafonu alıp bütün okul önünde alay etmişti. Tabii  bizim dört kız tehlikeli çocuğa gerçeği söylemeye çalışınca, olaylar zinciri de başlamış oldu. Ancak benim dahil olmamla vazgeçirebileceğimi biliyordum ve elimden geleni yaptım. En sonunda kimse bir şey öğrenmedi ve üniversite bir aylığına tatile girdi.

Benim de o zamanlar vakit geçirdiğim ve hoşlandığım biri vardı ve şer birliği bunu biliyordu. Aşkımız engebeli yollardan geçmişti ama ayakta kalmayı başarabilmiştik. Tam umutlarımı yeniden yeşertmeye çalışırken hoşlandığım kişinin aslında mor saçlı kızı sevdiğini ve beni hiçbir zaman sevmediğini öğrendim ve yıkıldım. Sevdiğim kişi yurtdışına çıkmıştı ve bana oradan aramaya bile tenezzül etmeden mesaj yoluyla üç dört cümleyle veda etmişti.

Sonra yıllar geçti, tabii kızlarla haliyle konuşmuyordum ve hoşlandığım kişiden mesaj aldım. İlişkimize bir şans daha verdik ve birbirimizi sevdiğimize karar verdik. Hoşlandığım kişi ayrıldıklarını ve mor saçlı kızın da artık hiç olmayacağını söyledi. Ancak bir gün evimin kapısının önünde bir not buldum. Notta: ‘’Eğer ona bir şans daha veriyorsan kendini bir daha kandırmayı göze alıyorsun demektir.’’Yazıyordu. Yerde bulduğum bu notu alıp cebime koydum ve hızlıca oradan uzaklaştım.

Sonradan öğrendim ki bu notu mor saçlı kız yazmıştı ve daha türlü türlü planları vardı ama yüzüne gözüne bulaştırmıştı. El yazısı onun yazısıydı. Zaten her şeyi itiraf etmişti. Benimle arkadaş olmasının sebebinin hoşlandığım kişiye kendini aşık ettirmek olduğunu, sonra o notu yazdığını ve benim planını anlamasaydım beni zehirlemeye kalkacağını, kısacası her şeyi öğrenmiştim. Ayrıca barıştığımızı da ikimizi takip ederek anlamıştı.

O günden sonra mor saçlı kızı hiç görmedim. Hayatıma sevdiğim kişiyle devam ettim ve gerçek dostluklar sanılan yalan dostlukların gözden bir kez daha geçirilmesi gerektiğini anladım. Unutulmamalıdır ki gerçek bir dost, elmas kadar değerlidir ancak yalan bir dostluk, kendini bile bile ateşe atmaya benzer. Önemli olan, kötü deneyimlerden bir ders çıkarmak ve ona göre davranabilmektir…

 

(Visited 90 times, 1 visits today)

About Author